KURT KAYALAR ELLERİNİ ÇÖZDÜLER

KURT KAYALAR ELLERİNİ ÇÖZDÜLER
 
"621 yılında bir yaz gecesi” ...

"Atlılar geniş çayırlığa dağılmışlar, dinleniyorlardı. 
Atından inmemiş olan Yüzbaşı İşbara Alp buyruklar veriyor, atını öteye beriye sürüyordu. 
Gece basıp ortalık iyice kararınca o da atından indi. 
Çerilerinin yaktıkları ateşe doğru yürüdü. 
At uşağı Çalık onun atını almış gezdiriyordu.
Bu gece yüzbaşının gönlünde bir sıkıntı vardı... 

Işbara Alp, karşı yatan kara dağa bakarken, yarın o dağın ardında toplanıp Çin’e akın edecek orduyu düşünüyor, akın olduğu hâlde neden içinin sıkıldığını anlayamıyordu. Koca çayırlıkta çıt kalmamıştı. Rüzgâr üflemiyordu bile... 

Geceleyin böyle bir sıcaklık şimdiye dek görülmemişti. Yüzbaşı yeniden eski yerine geldi. Gökyüzüne baktı. Gözleri gökte dikili kaldı. Batı yanından kara bulut hızla geliyordu. Bu bulut bir Çin atlısına benziyordu. Yeryüzünde bir ot bile kıpırdamazken gökyüzünde bulutun bu kadar hızla dolaşmasını yüzbaşı iyi bulmadı. Kendi kendine, bir uğursuzluk olacak diye düşündü... 

Birden bire yüzünde bir soğukluk duydu. 

Sonra hızla geriye dönerek bağırdı:
-Çalık!

Sert bir sesle cevap verdi:
-Buyur!
-Toplan borusu çal!

Fakat Çalık daha boruyu dudaklarına götürmeden ışıklı gece birdenbire karardı. Ay görünmez oldu. Bir boradır koptu. 
Yıldırımlar ortalığı inletmeğe, yağmur bardaktan boşanırcasına yağmağa başladı...

Sular yukarıdan inip aşağıdaki dereye karışıyor, dere de boyuna kabarıyordu. 

İşbara Alp bağırdı:
-Kayalara sıkı yapışın. 
Dayanan kurtulur. Gücü kalmayanı sular alıp götürür!

Çeriler dizlerine yaklaşan suyun içinde kayaların çıkıntılı, sivri yerlerine tutundular... 

Onbaşı Yamtar, tutunduğu kayanın yukarıya doğru sivri ve ince olduğunu görünce tek eliyle hemen kemerini çıkardı. 

Yanındaki iki çeriye buyurdu:
-Daha bütün gücümüz tükenmemiştir. 
Beni sıkı tutup şu kayışımı kayanın sivriliğine bağlamama yardım ederseniz üçümüz de kurtuluruz. Daha birkaç kişi de kurtulur...

Onbaşı Yamtar, kemerini ortasından ikiye düğümledi. Sarkan iki ucunu aşağıya uzattı. Bu uçlardan birini kendisi tuttu. Birine de diğer çerilerden biri yapıştı. Öteki çeri onbaşıya asılmıştı...

İşbara Alp hâlâ atının üstünde idi. Yayının kirişini kayanın sivriliğine takmış, demirini de eliyle tutuyor, böylece sulara karşı kendini de atını da koruyordu. 

Onbaşı Yamtar şimdi kayaya ilmiklediği kemerine daha sıkı sarılmağa mecburdu. Çünkü artık onbaşıya asılan çeri tek değildi. Bunlar birbirine sarılarak uzayan belki yirmi kişi olmuşlardı. Fakat Yamtar itiraz etmiyor, irkilmiyor, yalnız kemere daha sıkı tutunmağa uğraşıyordu.

Bu ara yıldırımdan daha keskin, gök gürültüsünden daha güçlü bir ses yükseldi:
-KURT KAYA, ELİNİ ÇÖZ!!!

İşbara Alp tam zamanında gürlemişti..
.
Kurt Kaya, Yamtar’ın ardına yapışan erlerin arkadan onuncusuydu.

Yüzbaşının buyruğunu alınca bir an tereddüt etmedi ve kara, azgın sular bu on eri bir anda yuttu.”

Hüseyin Nihâl ATSIZ
(Bozkurtların Ölümü Adlı Romanından)

...

Kurt Kaya elini çözerek kendi dahil on çeriyle beraber uçmağa vardı ama o eli çözdüğü için kurtulanlar ve geriye kalanlar, Kür Şâd ile çin ihtilalini gerçekleştirerek, Türk Milleti'ni esaretten kurtardılar. 

O öyle bir ihtilal ki, bin yıllar geçtiği hâlde çinli'lerin korkulu rüyası, Türk'ün hürriyet mührü...

Atsız Hocamız ta 40'ların başında yazdığıyla bize bunu anlatmaya çalışıyordu,

Gerektiğinde gözünü kırpmadan istiklâl ve istikbâl için Kurt Kaya gibi eli çözmek gerekiyor diye...
 
İşbara Alp'in, Türk'ün geleceği için Kurt Kaya'ya "ellerini çöz" diye emir verdiği günden bu güne tam 1393 yıl geçti...

O gün Kurt Kaya elini çözerek kendi ile beraber 10 çeri'nin uçmağa varmasına vesile oldu ama geride kalanlar Kür Şâd ihtilalini gerçekleştirerek kut'lu bir milleti bağımsızlığına kavuşturdular...

Ve bugün tam 1393 sene sonra...

Türk'e saldırıların çoğaldığı,
Her köşe başında devşirmelerin koltuk kaptığı,
Türk'ün Türk tarafından ne yazık ki yönetilemediği,
Araçların amaç olduğu,
Beşere sâdık olanların çoğaldığı ,
Davaya sâdık olanların azaldığı, 
Olmazsa olmazların unutulduğu/unutturulduğu ,
Koltuklara sıpsıkı sarınıldığı ve koltuk uğruna taviz verildiği,
"Biz”denmiş gibi gözükenlerin aslında Bizden olmadığı, 
Menfaatlerin ideallerden öne geldiği, 
Kavram karmaşasının yaşandığı, 
Ülkülerin sistem çarkına terkedildiği,
Siyonist ve makyevelistlerin Türk’ün üzerinde çeşitli oyunlar düzenlediği;

…bu günlerde;

Şerefli Türk Tarihi ve Büyük Türkistan Davası, 
"sen, ben ,o,yok…biz varız” diyen ; 
"bu mahallenin çocukları”na keskin bir ses ile tekrardan emir verir;

-"KURT KAYA’LAR ELİNİZİ ÇÖZÜN!”…

Bu emir üzerine, Kurt Kaya’lar hiç düşünmeden,
İstiklâl, istikbâl ve Büyük Türkistan için,
"DAR GELİYOR” diyerek "ellerini çözerler”…

Onlar Kurt Kaya’lar…

Belki Kür Şâd değiller ama "isimsiz” 40 çeriden biri olmak için,

Belki Sultan Alparslan değiller ama, Malazgirt Savaşında ilk şehid olan ismi tarihte yazmamış Türk askerinden biri olmak için ,

Belki Ulubatlı Hasan değiller ama, Ulubatlı’nın Konsantinopolis’i, İstanbul yapacak olan Sancağı surlara dikmesi için, okların önüne atlayan "adı sanı” belli olmayan neferlerden biri olmak için,

Belki Mustafa Kemal Atatürk değiller ama, emir üzerine arkasına bakmadan istiklâl için ölüme gülercesine giden adı sanı unutulmuş kahramanlardan biri olmak için;

Yanıp tutuşan Kurt Kaya’lar…

Onlar Kurt Kaya’lar…
Belki "ellerini çözdüler” diye, hain ilan edilecekler, 
Belki "ne gerek var diyenler” çıkacak;
Belki Türk Tarihinde adları bile geçmeyecek belki hiç bahsedilmeyecekler;
Belki anlamayanları, kızanları çok olacak;

...ama Kurt Kaya’lar "Davaya sadakat şerefimizdir” diyerek,
Hak bildikleri yoldan asla dönmeyecekler, asla ve asla tavizle tanışmayacaklar.

Her şey Türk için, Türk'e göre, Türk tarafından diyerek Türk'çe yaşayıp Türk'çe yaşatacaklar...

Kurt Kaya’lar yeni bir şeyi anlatmak için değil, göz önünde olanları ve olması gerekenleri göstermek ve gereğini yapmak için "ellerini çözdüler”…

Kurt Kaya’lar;
Tam bağımsız, muasır medeniyetler seviyesine gelmiş Milliyetçi Türkiye ve Büyük Türkistan için "ellerini çözdüler”…

"Yufka yüreklilerle çetin yol aşılmaz” demiş Atsız Ata,

Duyan duymayana söylesin ve bilinsin ki;
Yufka yürekli olmayan Kurt Kaya’lar "ellerini çözdüler”…

Artık varsın gerisini Türk düşmanları düşünsün...

Kurt Kayalar bu kaypak düzene el koyuyor!

Murat ÇALIK
Turan Ocakları
 






04.11.2014
2024






BENZER KONULAR

KANDAŞLIK HUKUKU

Anadolu Türk'üne... İsrail denen katilin "büyük israil" projesini genciyle yaşlısına aşıladığı, 7

11.09.14 KARALAMALAR
ATATÜRK'Ü NE KADAR TANIYORUZ?

Siz Mustafa Kemâl Atatürk'ü;  Sadece etten ve kemikten bir insan, Sadece Türkiye ile sınırlı

05.11.14 KARALAMALAR
KUTLU YOL

  KUT'LU YOL  Varacağımız menzil çok uzak, Yanında fazla arkadaş olmaz,

11.09.14 ŞİİRLER
ÖNCELİĞİMİZ

TURAN OCAKLI KURT KAYALAR olarak önceliğimiz; Türk'e, Türk Milleti'ne;  Türk

11.09.14 KARALAMALAR
TÜRKİSTAN TERİMİ, COĞRAFİ ve SİYASİ SINIRI

Türkistan kavramını veya sınırlarını anlamak için genel kabul gören şekliyle "Türk Dünyası”

11.09.14 KARALAMALAR
SİZCE BAĞIMSIZ MIYIZ?

    Üreten bir Millet ;Nasıl tüketen hâline getirilir? 1923 yılında Mustafa Kemal

10.09.14 KARALAMALAR
TÜRKÇÜLER'İN DÜŞMANLARI

"Türkçülük, Türk milletini yükseltmek demektir."Ziya GÖKALP "Türkçü, milli çıkarları şahısların

13.09.14 KARALAMALAR
ÇÖZÜMSE İŞTE ÇÖZÜM!

  Bir süre önce Türk'üm diyenlere, Türk Milliyetçileri'ne, Türkçüyüm Turancıyım diyenlere,

13.09.14 KARALAMALAR
KARŞILIKSIZ AŞK

Belki ikimiz de seviyoruz... Belki ikimiz de kendimize aşık diyoruz... Belki ikimiz de

10.09.14 KARALAMALAR
ELBET BİR GÜN RÜZGAR BU TARAFTAN DA ESECEK!

Millet ancak ve ancak bir törenin etrafında birleşmiş ise Millet olur... O töre ne zaman ki

16.10.14 KARALAMALAR



www.muratcalik.com
ARA