METE HAN

 

Hunların, "bilinen" ilk Yabgusu Tuman’ın (Teoman) Türk olan ilk eşinden olan oğlu,  Büyük Hun İmparatorluğu Hakanı’dır. Milattan önce üçüncü yüzyılın ortalarında doğdu. (M.Ö 234)

 

Adı, Çin kaynaklarında yazıldığı gibi olup, Çin dil bilimcileri (sinologlar), "Motun, Maoton, Modok, Mado, Mode, Mete” olarak okumuşlardır. Umûmî Türk târihi bilginleri; bu bakımdan adının; Çinlilerin Türkçe adları kaydetmek usûlünden, "Batur, Bağatur, Bahadır” olması gerektiği îzâhatını yaparlar.


Türk Töresi gereğince veliahtlık hakkı Hakan’ın Türk olan eşinden olma çocuklarındaydı. Çin yazıtlarından alınan bilgilere göre, Teoman, Mete Han yerine çin’li eşi  Yenşi'nin oğlunu tahta çıkarmak istedi ve Mete'yi  aralarında husumet olduğu komşu kavim olan Yüeçilere(Yuezhi) barış teklifiyle rehin olarak gönderdi . Fakat Teoman biraz da çin’li eşinin etkisiyle Yüezhi'lere savaş ilan ederek orada rehin bulunan Mete'nin hayatını tehlikeye attı. Mete, babası Teoman Yüeçilerin topraklarına girmeden Yüeçilerin elinden kaçtı. Babası bu kadar zorlukları atlatmasının ardından hakkını vermek için emrine bir birlik(tümen) verdi.

 

Bundan sonra Mete Han emrindeki birliğe eğitim vermeye başladı ve askeri tarihteki "onlu sistemi” ilk olarak bu birliği üzerinde denedi.(1)

Mete Han, babası Teoman’ın "Türk Töresi’ne” karşı geldiği düşüncesiyle, demir disiplin altında eğittiği tümeniyle, tarihte "çavuş oku” (2) diye bilinen okla beraber  bir sürek avı sırasında babasını öldürerek tahta geçti (M.Ö. 209).


Türk destanlarında Çin ve Hindistan fetihlerinde söz edilen Oğuz Han'ın Mete olduğu sanılmaktadır. Destanda anlatılan Oğuz Kağan ile Mete'nin hayat hikâyesinde birçok benzerlikler bulunmaktadır. Meselâ, Oğuzk Kağan’ın babası Kara Han’ı aynı Mete Han gibi öldürdüğü bazı kaynaklarda yazılıdır. Özellikle Osmanlı tarihçileri Mete Han’ın hayat hikâyesinin Oğuz Kağan efsanesinin tarihi temelini oluşturduğuna inanır, Oğuz Kağan(Han) ve Mete Han’ı aynı kişi kabul ederler.(3)


Mete, kendisine râkip olabilecek kişilerden kurtulduktan ve devlet içerisinde âsâyişi sağladıktan sonra, tahta çıkış törenini icrâ ettirerek "Şanyu” unvânını aldı.  İlk işi Türk Kara Kuvvetleri’ni kurmak oldu. (4)


Hun tahtına genç ve tecrübesiz bir hakanın çıktığını gören Moğol Tung-hu”lar, bu fırsattan istifâde etmek istediler. Mete”den, önce hızlı koşan atını ve sonra da hanımlarından birini istediler. O sıralarda devlet savaşmaya tam hazır olmadığı için zaman kazanmak adına Mete, devlet adamlarının karşı çıkmasına rağmen, bu istekleri yerine getirdi. Tung-hu hükümdârı, bu defâ da iki devlet arasında boş bulunan toprak parçasının kendisine verilmesini istedi. Mete, bu talebi de Devlet Meclisinde müşâhede ettirdi. Bâzı üyeler, at ve kadın verilmişken böyle bir toprak parçasının önemi olmayacağını söyleyerek, vermeye râzı oldular. Fakat Mete, toprağın devletin esâsı olduğunu, topraksız devlet olamayacağını söyleyerek, verelim, diyenlerin başlarını vurdurdu. Kararlı bir şekilde ordusunu alarak doğuya doğru sefere çıktı. Tung-hu”ları müthiş bir yenilgiye uğrattı. Reislerini öldürdü. Moğol Tung-hu”ların bir daha kendilerine gelemediği bu zaferden sonra, Hun sınırları doğuda Moğolistan”ın doğusuna kadar genişledi.

 

Mete, ikinci seferini, Hunluları iktisâdî yönden güçlendirmek için; Doğu”yu Batı”ya bağlayan İpek Yolu”nu elde etme gâyesiyle Yüeçiler üzerine yaptı ve onları yendi. Hâkimiyetini kuvvetlendirmek için Türk kabîlelerini tek bayrak altında birleştirmeye teşebbüs edip, muvaffak oldu.


M.Ö. 201″de Hun Devletini iyice kuvvetlendirince, üç yüz bin atlı ile Doğu komşusu Çin”e sefer açtı. Çin İmparatorunu Bağ Teng Dağında kuşattı. Atları, Türklerin dört renk, dört yön usûlünce cepheye alıp; yağızları (kara) kuzeye, doruları (al, kırmızı) güneye, bozları batıya, kırları doğuya yerleştirdi.

 

Çinliler, sayıca Hunlardan çok fazla olduklarından kesin netice alınamadı. Çin’li Hâtununun "Çin alınamaz, alınsa bile idâre edilemez” sözü üzerine,  çin’i fethetmek yerine diplomatik münâsebetlerde bulundu. Çin İmparatoru ile anlaşıp, kuşatmayı kaldırdı.

 

M.Ö. 198 yılındaki Türk-Çin Antlaşması süresiz olup, Çin Seddi hudut kesilerek, Çin haraca bağlandı. Mete, düşmanları olan Moğollar ile Çinlileri mağlup ederek, hudutları emniyet altına aldıktan sonra, Türkleri iktisâdî yönden güçlendirmek istedi.  Çin seddi’nin Mete Han korkusuyla (yani Türk korkusuyla) yapıldığı herkes tarafından bilinmektedir.


Mete Han, hakanlığı döneminde Türkistan”daki büyük ticâret ve tarım merkezlerine hâkim oldu. Türkleri, siyâsî yönden birleştirip, bir bayrak altında topladı. Hun Devletini teşkilâtlandırdı.


Mete Han daha sonra geçmişte ülkesinden toprak talebinde bulunan doğu komşuları Donghu üzerine harekete geçmiştir. Donghuları ağır bir yenilgiye uğratmıştır. Donghular Mete Han'ın baskısına dayanamayıp anlaşma yapmak zorunda kalmışlardır. Donghuları yıllık sığır, at ve deveden oluşan vergilere bağlayan Mete Han, MÖ 208 yılında Donghuları egemenliği altına almıştır.


Donghular dan sonra Mete Han Kuzey Moğolistan'da yaşayan Tunguzlara doğru yönelmiş ve Tunguzları egemenliği altına almıştır. MÖ 177-165 yılları arasında Hunların güney batısında, Tanrı Dağları ile Gansu arasında yaşayan Yüeçi'lerin üzerine seferler düzenlemiştir. MÖ 203'te Yüeçi'leri mağlup ederek, Hun İmparatorluğu'nun egemenliği altına girmelerini sağlamıştır.


Mete Han daha sonra Ordos bölgesinde hakim olmaya çalışan Tahin Türklerini yenilgiye uğratmıştır. Çin üzerine sık sık seferler düzenleyen Mete Han Sarı Irmak'ın güneyindeki kaleleri ele geçirmiştir. Bu zafer sonucunda Hunlara büyük gelirler getirecek önemli ticari yollarının kontrolünü ele geçirmiştir. Bölgede yaşayan Altay kavimlerini egemenliği altına alan Mete Han, askeri ve stratejik açıdan güçlenmiştir.

Mete döneminde Hun sınırları, Büyük Okyanus’tan Hazar Denizi’ne Tibet ve Keşmir’den Kuzey Sibirya’ya kadar uzanıyordu. Türk töresi diye bilinen toplumsal yasaların birçoğu da Mete Han döneminde belirlendi. Geleneksel Kurultay’ın ve ilk sürekli ordunun kurucusu Mete sayılır. Çağrılınca gelen, savaş bitince dağılan, düzensiz milis güçlerinden oluşma bir kuvvet yerine, her an savaşa hazır örgütlü eğitimli ordu kurması,  bütün Türk boylarını bayrağı altında toplaması en büyük başarısıdır.


Çin kaynaklarına göre Mete Han M.Ö. 174 yılında uçmağa vardığı zaman, mülkî ve askerî teşkilatı ile, iç ve dış siyaseti ile, dini ile, ordusu ve harp tekniği ile, hüküm sürdüğü coğrafya ile (tarih kaynaklarında yaklaşık 18 milyon kilometrekare olduğu yazmaktadır) sanatı ile yüksek vasıflı bir cemiyet halinde daha sonra asırlar boyunca Türk devletlerine örnek vazifesi görecek olan  ilk Türk siyasî teşekkülü, "Büyük Hun İmparatorluğu” kudretinin zirvesinde bulunuyordu, uçmağa vardığında yerine  oğlu Tanhu Ki-ok (M.Ö. 174-160) geçmiştir.

 

Kut’lu tin’i şad, mekanı uçmağ olsun…

 

Yararlanılan Kaynaklar:

Roux, Jean Paul (1984). Türklerin Tarihi (Historie des Turks)

ÖGEL, Bahaeddin, "Türk Mitolojisi”, 1. Cilt, s. 115, TTK Yay., Ankara, 2003

Büyük Larousse, Mete maddesi. İnterpres. 1986. "Hun İmparatoru, Hun Hakanı Tuman(Teoman)'ın büyük oğlu"

Nihal Atsız, 'Türk Kara Ordusu Ne Zaman Kuruldu?', Orkun, Sayı: 18 (15 Temmuz 1963)

Mete Han / Büyük Hun Hakanı, Ahmet Haldun Terzioğlu,

 


DİPNOTLAR:


(1) Onlu Sistem:

Onlu Sistem, Büyük Hun İmparatorluğu'nda Mete Han tarafından M.Ö. 209 yılında ilk defa teşkilatlı bir ordu kurulmuş olup bu tarih Türk ordusunun ve Türk Kara Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak kabul edilmiştir.

 

Mete tarafından kurulan ilk daimi Türk ordusu 10'lu teşkilat sistemine göre oluşturulmuştur. Bu teşkilatta en büyük birlik 10.000 kişilikti ve bu birliğe "tümen" adı veriliyordu. Tümenler de 1000'li, 100'lü ve 10'lu olmak üzere kademeli olarak küçülen birliklere ayrılıyordu. Söz konusu bu teşkilat, ufak değişikliklerle bütün Türk devletlerinde varlığını sürdürmüştür.


Sisteme göre ordu, her biri 10 askerden oluşan parçalara ayrılır. Her bir on askerin başına "onbaşı" geçer.

10 tane onlu asker, 100 askeri oluşturur ve başına "yüzbaşı" geçer.

10 tane yüzlü asker, 1000 askeri oluşturur ve başına "binbaşı" geçer.

10 tane binli asker, 10,000 askeri oluşturur ve başına "tümgeneral" geçer.


Bütün orduyu ise başkomutan yönetir.


Bir savaş anında başkomutan, bütün tümgeneralleri toplayarak karar alır. Tümgeneraller, komutası altındaki binbaşılarına bu kararı açıklar.

 

Binbaşılar, komutası altındaki yüzbaşılarına kararı açıklar. Yüzbaşılar da komutası altında bulunan onbaşılara kararı söyler. Onbaşılar da komutası altındaki 10 askere emri verir. Böylece ordu daha düzenli ve sistematik hareket eder. İletişim hızlanınca savaşta başarı kazanma ihtimali yükselir.

 

(2) Çavuş Oku:
Tarihte çavuş oku adı verilen ıslıklı okun Mete Han tarafından icat edildiği bazı kaynaklarda yer almaktadır.  


Mete Han’ın çocukluğundan beri oynadığı Hedefe Çevirme oyununun, onun tahta geçmesini sağladığı bazı Çin kaynaklarında anlatılmaktadır.

Bu oyuna göre Mete Han okunu bir yöne doğrultup attığında çıkan ıslık sesinin geldiği yöne doğru ordusundaki tüm okçular, hemen o hedefe doğru nişan alıp ateş ederler ve hedefi yok ederlermiş.  

 

Bir gün okunu en sevdiği  ve herkesin gıpta ettiği atına çevirmiştir. Askerlerinden bazıları tereddüt etmiş ve oklarını Mete Han’ın atının üzerine doğrultmamışlardır. Bunun üzerine Mete Han hemen okunu tereddüt eden askerlerin üzerine doğrultmuştur. Bunu gören diğer okçular hemen nişan alıp ateş ederek tereddüt eden diğer askerleri öldürmüşlerdir. Bir kaynakta aynı şekilde okunu sevdiği bir cariyesinin üzerine doğrultup atmış, cariyesini öldürmüş, yine bazı askerle tereddüt etmiş, bunun üzerine Mete Han hemen okunu tereddüt eden askerlerin üzerine doğrultmuş ve bütün askerler  tereddüt eden askerleri öldürmüştür.


Bu hareketi ile mutlak itaat kavramını ordusuna aşılayan Mete Han, zamanı geldiğinde 10.000 kişilik askeri ile birlikte okunu babasına doğru çevirmiş ve mutlak sonuç kaçınılmaz olmuştur.

 

(3) Mete Han ve Oğuz Kağan(Han) aynı kişiler midir?

Oğuz Kağan’ın(Han’ın) efsanevi hayatının anlatıldığı Oğuzname’de her ne kadar "kısmi” anlamda Mete Han’ın hayatı ile benzerlik taşısa da, Oğuz Han’ın Deniz Han, Dağ Han, Gün Han, Yıldız Han, Gök Han, Ay Han adında altı oğlu olduğu, Oğuz Türkleri’nin bu 6 oğlundan gelen 24 boy ile yayıldığı yine birçok kaynakta belirtilmiştir. Mete Han’ın çocukları ile Oğuz Han’ın çocuklarının aynı olmadığı kaynaklarda bellidir.


Ayrıca Dr. Rıza Nur’un Türk Tarihi ile ilgili araştırmasında, Oğuz Han’ın Tevrat'ta geçen Hz. Nuh’un oğlu Yafes'in soyundan Moğol'un(Şimdiki Moğollar değil) oğlu Oğuz Han'ın Hz. İbrahim zamanında (M.Ö.1800'ler) yaşamış olduğunu belirtir. Kaynak olarak ta Oğuz Nâme'yi, Tarih-i Cihanküşa'yı ve Cami-üt Tevarih'i gösterir.

 

Bununla beraber Mete Han'ın M.Ö 3. yy'da Doğu Türkleri'nin Han'ı, Oğuz Kağan'ın da M.S 7. y.y yaşamış Batı Türkleri'nin hakanı olduğunu belirtenler de var....


Bizim görüşümüze göre özellikle çin kaynakları ve Oğuzname karşılaştırınca Oğuz Kağan(Han) ve Mete Han’ın aynı kişiler olmadığı kanaati hakimdir.

 

(4) Türk Kara Kuvvetleri Ne Zaman Kuruldu?

70’li yıllara kadar Türkiye Cumhuriyeti'nde "Türk Kara Ordusu"'nun kuruluş tarihi, Yeniçeri Ocağının kurulduğu 1363 yılı olarak kabul edilmekteydi. Hüseyin Nihal Atsız  1963 ve 1973'de Kara ordusunun kuruluş tarihinin Mete Han'ın tahta geçtiği MÖ 209 olması gerektiğini yazmıştır.


Atsız, M.Ö. 200 yıllarından beri tarihi belgelerde bahsi geçen bir milletin, 16 yüzyıl süresince ordusu olmadan yaşadığını söylemenin, Doğu Roma İmparatorluğu'na karşı galibiyet kazanılan Malazgirt Savaşı gibi ve benzeri büyük savaşları düzenli Türk Ordularının değil gayri muntazam çetelerin yapmış olacağını kabul etmenin hatalı olduğunu yazdı. Atsız ayrıca, M.Ö. 209 yılında Mete tarafından orduların 10, 100, 1000 kişilk birimlere ayrıldığını bu birliklerin komutanlarının buyruklarının kayıtsız şartsız uygulandığını yazdı.


Atsız'ın görüşlerini benimseyen Yılmaz Öztuna da 1968'de dönemin Genelkurmay Başkanı Cemal Tural'a Türk Kara Kuvvetleri'nin kuruluş tarihinin MÖ 209 olması teklifini yaptı. Sonraları, K.K.K kuruluş tarihini MÖ 209 olarak değiştirdi.








15.11.2014
3666






BENZER KONULAR

ATTİLA

  BÜYÜK TÜRK HAKANI, HUN HÜKÜMDARI ATTİLA (ATİLLA) Mete Han’ın 19. kuşaktan torunu, Hun

13.11.14 UNUTULMAYANLAR
FATİH SULTAN MEHMET (II. MEHMET)

Osmanlı hükümdarlarının yedincisi olup İstanbul’u almak suretiyle tarihte yeni bir devir açan ve

12.11.14 UNUTULMAYANLAR
ATATÜRK

  1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’nde doğdu. Babası Ali Rıza

12.11.14 UNUTULMAYANLAR
UÇURUM AÇMAK veya UÇURUMU KAPATMAK

Biz TÜRK MİLLETİ'ni seviyor ve elimizden geldiği kadarıyla Türklüğü yükseltmek için çalışıyoruz.

11.11.14 KARALAMALAR
TÜRK TARİHİNDE YABANCI KANLILARIN İHANET SERİSİ

Türk tarihi, içimizdeki yabancıların ihaneti ile doludur.  Tarihimizin biraz aydınlanmaya

17.09.14 NOT DEFTERİM
KARDEŞLİK ANLAYIŞI ÜZERİNE İSTİŞARE

Türk olarak doğan ve İslam inancına sahip olan birine göre kardeşlik;    Aynı dinden

02.11.14 KARALAMALAR
İSİMLER Mİ? FİKİRLER Mİ?

Ben TÜRK MİLLETİ'ni seviyorum ve elimden geldiği kadarıyla Türklüğü yükseltmek için çalışıyorum.

21.09.16 KARALAMALAR
TÜRK CİHAN HAKİMİYETİ NEDEN ÖNEMLİ?

  Her ne kadar uzak ülkümüz diye, Turan (Büyük Türkistan) yani dünyadaki bütün Türklerin bir

03.11.14 KARALAMALAR
KADINA BAKIŞTA TÜRK MİLLETİ'NİN FARKI

ESKİ TÜRKLER'DE KADINA BAKIŞ 1.) Türklerin en eski destanlarından biri olan Yaratılış Destanının

11.09.14 KARALAMALAR
TÜRKLER ve TÜRKİYE ADI ÜZERİNE

Türkler M.Ö. 2000 yılından daha eski çağlarda, Orta Asya'da Sayan-Altay dağlarının kuzeybatı

10.09.14 KARALAMALAR
ÖNCELİĞİMİZ

TURAN OCAKLI KURT KAYALAR olarak önceliğimiz; Türk'e, Türk Milleti'ne;  Türk

11.09.14 KARALAMALAR
TÜRKİSTAN TERİMİ, COĞRAFİ ve SİYASİ SINIRI

Türkistan kavramını veya sınırlarını anlamak için genel kabul gören şekliyle "Türk Dünyası”

11.09.14 KARALAMALAR



www.muratcalik.com
ARA