EYLEMLER NASIL BAŞARILI OLUR?

TÜRKÇÜLÜK ve SİYASET ÜZERİNE

Günümüzde bir kaosun içine sürüklendik ve sürükleniyoruz.

Artık iyiden iyiye Türk düşmanları ses çıkarır oldular.

Bütün bunlarda defalarca anlattığımız "makyevelist zihniyet", "parti taasubu", "millî değil ferdi düşünme", "kutsal dediklerimiz hakkında bilgi sahibi olmama"...v.s birçok sebep yatıyor...

Bütün bu olanlara karşın, bunca kavram karmaşasında, hırsızılıkta, ihanette ve şerefsizlikte iyi niyetli, vatansever ve Türkçü,Türk Milliyetçisi olanlar kendilerince bir yol aramaktadırlar.

Bu yol aramalarında bazı arkadaşlar özellikle "siyasi" yolu benimsememekte ve bir şekilde eylem ile bir şeyler yapılmalı demektedirler.

Özünde güzel ve anlamlı bir düşünce olsa da, pratikte zor olan bir düşünceye sahip arkadaşlar, özellikle 80 sonrası yapılan "operasyonlar", son yıllarda gittikçe artan "parti taasubu", "taraftarlık anlayışı" ve siyaset ile uğraşanların çoğunluğunun bataklıkta gezinen "iki yüzlü" kimseler olmasından dolayı, "devlet yönetimine talip olmak" veya "devleti yönetenleri etkilemek" sanatı olan siyasetten pek haz etmiyorlar.

SADECE "eylemi" veya "dernekleşmeyi" savunan arkadaşlar ile bir arkadaşımla yaptığım istişaremi bu yazımda yazarak yine istişare etmek isterim.

Eylemler eğer planlı, disiplinli ve yürekle ortaya konursa sonuç verir.

Plan için doğru adam,
Disiplin için teşkilat,
Yürek için ise asil kan gerekir.

EvvelAllah hepimizde asil kan vardır.

Mesele doğru adam ve doğru teşkilatı bulmaktadır.

Yoksa bunlar olmadan yapılacak eylemler hem istenileni vermez hem kazancı olmaz hem de bu eylemlerden sonra alınacak önlemler yapılacak baskılar (80 sonrası gibi) gelecektekilerin önünü tıkar.

Yıl 639 ise sorun yoktur...
40 çeri olup çin sarayını basabiliriz lâkin unutmayalım ki daha ata binerken uydudan bizi görecek "çin imparatoru" var.

O zaman ne yapmalıyız?

İşte tam da Atsız hocam zamanı, açıp "Türkçülük ve Siyaset" adlı makalesini okumalıyız. Bize özellikle son paragrafı rehber olacaktır.

Eğer particilik taasubu yerine fikir endeksli, hamaset yerine icraat, slogan yerine çözüm tavsiyeleri, amaç yerine araç, taviz yerine dik duruş olursa, hedefe ulaşmak için günümüzde siyasi parti kadar "doğru hedefe varabileceğimiz" seçenek neredeyse yok...

Dava diyoruz herkesin davası farklı?
Yüz ayrı dava tanımı var...

Peki siyasi parti ile ne yapılabilir?

Anlatayım...

Mesela çok zor şartlarda çalışılarak 2011 yılında bir Hocalı yürüyüşüne "siyasi bir parti olarak" katılınır, katılan "siyasi parti" olduğun için bundan dolayıdır ki "seçenek" olduğun için ertesi sene bir bakarsınız bir kaç milliyetçiyim diyen siyasi parti dolayısıyla mensubu olan Türk Genci de Hocalı Katliamı yürüyüşü yapar.

Yine zor şartlar altında 3 Mayıs 2014 yılında Atsız Hocamızı Tandoğan Garı'nda aynı 1944'deki gibi karşılayacağız sonra da Başbuğ Atatürk'ün huzuruna çıkacağız dersiniz ve yaparsınız bir de bakmışsınız ki, o zamana kadar Anıtkabir ziyaret etkinliği olmayanlar 50 bin tane ortaokul-lise-üniversiteliyi Anıtkabir'e getirir, Atsız'ı ağzına almayan "ulusalcıyım" diyenler 3 Mayıs'ı anar...

Veya kalkar parti programınıza 1923'den beri ilk defa "Türk Birliği" maddesi koyarsınız, Türk'e düşman olana biz de düşmanız deyip dediklerinizin arkasında durursunuz, bir de bakarsın ki parti taasubunda batmışlar düşünmeye başlarlar, "ya hu evet bizim bir Turan ülkümüz vardı" diye ve bu konuda sesini çıkarmayanlar faaliyet yapmaya başlarlar...

Yine kalkar bir gün Fatih Sultan Mehmet'in kabrinde, sonraki gün Atatürk'ün huzurunda, ertesi gün Atsız'ın kabrinde, bir sonraki gün Mehmed Akif, Arif Nihat Asya, Hacı Bektaş, Hacı Bayram, Abdullah Çatlı, Alparslan Türkeş...v.s Türklüğe hizmet eden kim varsa anarsınız, böylece bu isimler üzerinden Türk'ü bölmeye çalışanlar bakarlar ki oyuncakları ellerinden alınmaya başlamıştır, kara kara düşünmeye başlarlar biz bu milleti nasıl bölebiliriz diye?

Meselâ, parti programınıza şimdiye kadar tam tanımlanmadığı için bir çok kimsenin tepkisini çektiği "laiklik" hakkında bir sütun açarsınız, dersiniz ki; "laiklik inananlar için lazım gelen bir hukuk kuralıdır, inanana gereklidir, bu hukuk kuralı da Büyük Türkistan kurulduğunda Türk'e lâzım olacaktır" kafası karışanların Türk'çe bakmasını sağlarsınız.

Daha çoook anlatabileceğim var da yazı uzamasın diye kısa kestim...

Aslında istenildikten sonra en fazla "karşılık" alabileceğiniz saha siyaset sahasıdır.

Belki size göre siyaset "geç sonuçlar alınabilecek" bir saha olabilir fakat bilin ki eylem eğer doğru kimseler ve doğru şekilde yapılmazsa faydadan çok zarar getirir ki, etrafta bunca "fikir" anlamında bölünmüşlük ve dahi parçalanmışlık varken başarı şansı da çok düşüktür.

Fakaaaat, düşüncemize bile ipotek koymuşlara ve bundan dolayıdır ki bataklıkta dolaşıp "yok mu başka seçenek" diyenlerin önüne gerçekten tavizsiz ve fikri anlamda dik duran bir seçenek çıkartırsanız ve çok zor şartlar altında bu seçeneği de dik durdurtmayı başarabilirseniz, bakın işte o zaman o eylemden de daha büyük karşılıklar görebilirsiniz.

Etrafta kendisine Müslüman, Atatürkçü, Milliyetçi, Turancı ve Türk-İslam "süsü" vermiş fakat icraatlarında bu saydıklarına ters düşen hareketler yapan, bunlardan habersizleri koltuk sahibi yapmaya çalışanlar ve "davaları" yerine "tabelaları" kutsal sayanlar varken bu önemli sahayı, siyaset sahasını böylesine çakallara bırakmak sizce doğru mu?

Tarihte Türk Milleti defalarca düşmüş, onu hep ayağa kaldıran Türk Milliyetçileri olmuştur.

Türk Milliyetçileri Kasım 1918'de İstanbul'a gelen Mustafa Kemal'in, Bandırma vapuruna bindiği Mayıs 1919'a kadar ki o 6 ayını incelemezlerse, 1963 yılında Hindistan'daki sürgünden dönen Başbuğum Alparslan Türkeş'in geldikten sonraki 6 yılına bakmazlarsa dediklerimi anlatabilmem çok zor olacaktır.

Siyaset karmaşık ve bazen icra edenin bile kendi benliğini unuttuğu bir sanattır.

Bu önemli sanatı;
Bazıları çok iyi icra eder,
Bazıları iyi icra eder,
Bazıları sadece icra eder ,
Bazıları ise eline yüzüne bulaştırıp içine eder ...

Birileri "içine ediyor" diye, ülkünüze ulaşmak için ARAÇ olarak siyaset yapmanız ve siyaset yaparken dik durmanız için hiçbir engel yoktur.

Zor mudur?

Evet zordur. Fakat bilin ki, Türk zoru sever...

Diyebilirsiniz ki, peki böyle dik durabilen bir parti var mıdır?

Ben de derim ki; yukarıda sadece beş paragraf örnek verdiğimi yapan bir parti var...

Milliyetçi Türkiye Partisi

Ben kendi adıma böyle bir siyaseti yapabileceğim ve kendimi ifade edebileceğim siyasi bir yapıyı buldum...

Siz diyorsanız ki, daha iyisi var buyrun siz de yapın...

Yeter ki, Türk'ün kurucu unsur olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönetmeye talip olun...

Yeter ki fikrinizden, idealinizden vazgeçmeden, koltuk kavgasına bulaşmadan, taviz vermeden ve dik durarak yapın...

Yeter ki siyaset gibi "devlet yönetimine talip olma" sahasını mankurt ve münafıklara bırakmayın.

Siyaset yapacağınız yer veya dernek kursanız bile derneğinizin, sizin destek olacağınız "siyasi parti" fikrinizden taviz veriyorsa, sizin, derneğinizin veya kurumunuzun dik duruşunun millete hiçbir faydası olmayacağını da lütfen iyi idrâk edin...

O yüzdendir ki, siyaset yapacağınız veya destek olacağınız yerin de duruşu çok önemlidir.

Farkında mısınız, bu kadar uzun yazdım ve siyasetten bahsettim ama hiç "seçim" veya "oy" demedim...

İsterseniz neden demedim bir düşünün...

Bu kadar yazdıktan sonra yine de diyebilirsiniz ki;
Türkçüler, Turancılar, Türk Milliyetçileri siyaset yapmasın daha çok eylemle bir şeyler yapsınlar...

O zaman ben de derim ki;

Devlet yönetmeye talip olmak olan siyaset alanını bunca yıldır Türkçüler, Turancılar Türk olmayanlara bıraktı da iyi mi oldu?

Hem Türk'ün devletini yönetmek için çalışmak hem de esaret altındaki kardeşlerimize her açıdan yardım etmek, bu konuda kamuoyu oluşturmak mümkün değil mi sizce?

Mümkün...

Şöyle ki Turan Ocakları vasıtasıyla;

* Geçen sene Kerkük'e her türlü "donanımlı" kafile gönderen, 

* Suriye Türkmenleri'ne bizzat yöneticileri ile yardım gönderen, 

* 300 Uygur Türk'ü Türkiye'ye gelsin diye Boğaziçi Köprüsü'nü ve Taksim'i trafiğe kapatan, 

* Hocalı katliamı dolayısıyla agos'un önüne siyah çelenk bırakan, 

*Güney Azerbaycan diasporası ile toplantılar düzenleyen, 

*Sekel Türkleri için sokaklara inen...v.s ve bu tür eylemlerle ulusal kanallarda yer alan böylece kamuoyu oluşturulmasına katkıda bulunan Milliyetçi Türkiye Partisi'nin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönetmek ve Büyük Türkistan Davası'na ulaşmak için ARAÇ olarak siyaset arenasında olması ve davasından taviz vermeden ilerlemesi Türkçülüğe Turancılığa zarar mı getirir yoksa yarar mı?

Devletimizi başkaları mı yönetsin?

Bu alanı sahtekar mankurtlara mı bırakalım?

Biz eylemler yapalım, uğraşalım, Türkçülüğü her alanda hakim kılmak için didinelim, sonra sıra Türk'ün Devleti'ni yönetmeye sıra gelince kenara çekilelim...

Böyle mi olmasını istiyorsunuz?

Günümüzde siyasetçi geçinenlerin aracı amaç yapması sizin davanız adına siyaseti ve siyasi partiyi araç olarak kullanmanıza engel midir?

 

Sizi "siyaset"ten soğutanların, böylece devleti yönetmek üzere çalışmanıza, düşünmenize ve proje üretmenize engel olanların  belki de Türk'ün Devleti'ni Türk'ün değil de başkalarının gayri meşru çocukları tarafından yönetilmesini isteyenler  olabileceğini hiç düşündünüz mü?


Evet gönüllere Türkçülüğü nakşetmek için siyasete gerek olmayabilir lâkin gönüllerde olanı devlet yönetimine taşımak için dik duran, tavizsiz bir araçla siyasete ihtiyaç vardır unutmayalım...

 


Herkesin görüşüne saygım var ki bu yüzden "istişare ediyorum" diyorum...

Fakat yine de dediklerimi lütfen düşünün.

Unutmayın...

"Siyaset ile uğraşmayan aydın ve onurlu insanların sonu, işbirlikçi, hain ve onursuz kimseler tarafından yönetilmektir"

Selam ve saygılarımla...
Murat ÇALIK








29.12.2014
1316






BENZER KONULAR

UÇURUM AÇMAK veya UÇURUMU KAPATMAK

Biz TÜRK MİLLETİ'ni seviyor ve elimizden geldiği kadarıyla Türklüğü yükseltmek için çalışıyoruz.

11.11.14 KARALAMALAR
TÜRK OLMANIN BEDELİ!

  -Yakın Tarihe Türk'çe Bakış- Türk’ün var olduğu günden bugüne düşmanları da var

11.07.16 KARALAMALAR
EKMEĞE YAĞ SÜRMEK

  Biz birilerinin yaptığı yanlışları hatta ihaneti bağıra bağıra anlatıp, milletimizin gözünü

30.11.14 KARALAMALAR
KURTULUŞ REÇETESİ

Neden bu hâldeyiz? Bu sorunun üzerine eminim ki düşüneniz çok olmuştur. Gelin bir de hep

09.09.16 KARALAMALAR
KAVRAMLAR ÜZERİNE İSTİŞARE

IRKÇILIK, TÜRKÇÜLÜK, ÜTOPYA ve ÜLKÜ ÜZERİNE İSTİŞARE (Bu bir istişare yazısıdır) Daha yazının

24.09.14 KARALAMALAR
Lâiklik Hukuk Kuralı ve Turan Üzerine İstişare

(Lütfen bu karalamayı istişare kabul ediniz) Bu yazımız, kavramlar ve tanımların birbirine girdiği

04.08.15 KARALAMALAR
SADAKATİN NEYE?

  Neden böyle olduk?    Neden "yanlışa sadık kalmanın", doğruya ihanet olduğunu

12.09.14 KARALAMALAR
İSİMLER Mİ? FİKİRLER Mİ?

Ben TÜRK MİLLETİ'ni seviyorum ve elimden geldiği kadarıyla Türklüğü yükseltmek için çalışıyorum.

21.09.16 KARALAMALAR
TÜRKÇÜLÜK VE SİYASET

Türkçülük bir ülkü, siyaset ise iktidara geçme taktiğidir. Bu sebeple bir ana inanç ve ana düşünce

10.09.14 KARALAMALAR
KARAR ZAMANI

                    "Ya istiklâl, ya

04.11.14 KARALAMALAR
SİYASET

Siyaset, bir yönetme sanatı veya bilimidir.  Siyaset sanatını yapan insanlar kendi

11.09.14 KARALAMALAR
ÇÖZÜMSE İŞTE ÇÖZÜM!

  Bir süre önce Türk'üm diyenlere, Türk Milliyetçileri'ne, Türkçüyüm Turancıyım diyenlere,

13.09.14 KARALAMALAR



www.muratcalik.com
ARA