KANDİLLER ÜZERİNE

"Türkiye’de her sene "dinin kesin bir emri, fıkhi bir vecibeymiş” gibi kutlanılan özel gecelerin aslında İslam’ın iki ana kaynağı (Kur’an ve sünnet) tarafından "kutsal” ilan edilmedikleri bir hakikattir.


Kandil geceleri diye bilinen geceler ; 
Mevlid , Regaib, Mirac, Beraat ve Kadir Gecesidir.
(Kutlu Doğum Haftası ise özellikle mevcut hükümetin 23 Nisan'ı arada kaynatmak için yaptığı bir hâmledir, yoksa dini günler her sene 10 gün geriye gelirken, kutlu doğum haftasının aynı günde kalmasının başka açıklaması olamaz...)


Bu gecelere Kandil denmesinin sebebi Osmanlı padişahı 2. Selim (1566-1574) zamanında başlayarak, minarelerde kandiller yakılarak duyurulup kutlandığı için "Kandil" olarak anılmaya başlamıştır.
[ Nebi Bozkurt, "Kandil”; Halit Ünal , Berat Gecesi maddesi. Diyanet İslam Ansiklopedisi (DİA), İstanbul, 2001, c. 24, s. 300]


Devletin resmi din kurumu Diyanet’in hazırladığı ansiklopedide "kandil” maddesinde bunlar yazıyor.


Peki bu "kandiller" peygamber zamanında da aynı bugün ki gibi kutlanmış mı?


Bu konuda Kadir gecesi hariç diğerleri ile ilgili bilgi, hadis..v.s yok.


İlk olarak hicretten 300 yıl sonra (M.S 922 yılında yani peygamberden yaklaşık 300 yıl sonra) ilk kez Mısır'da, Şii Fatimiler döneminde Mevlid kandili kutlanmış...


400 yıl sonra da Kudüs'te Mirac, Regaib ve Berat geceleri kutlanmaya, bu geceler camilerde toplu biçimde yapılan ibadetlerle geçirilmeye başlandı.


Daha sonra bu kutlamalar İslam dünyasının bazı bölgelerine yayılarak "gelenekleşti"...


Bu kandiller ile ilgili Kadir gecesi haricinde ne Kur’an-ı Kerim’de ne hadis-i şeriflerde sahih bir bilgi vardır...


Bazı alimlerin muhtemelen iyi niyetle zamanlarına ait bir maslahat gözeterek, ancak yeterince tahkik etmeden adına "kandil geceleri” denen gün ve gecelerle ilgili söyledikleri muhakkik âlimler tarafından eleştirilmiştir.


Meselâ İmam Gazali’nin "İhyau Ulûmu’d-Dîn” adlı eserine aldığı rivayet ve nakiller bu türdendir.


Gazali’nin "Bu gece her rekatta Fatiha’dan sonra 11 İhlas okunmak suretiyle kılınacak yüz rekat veya her rekatinde Fatiha’dan sonra 100 İhlas okunan 10 rekat namazın çok sevap olduğuna dair naklettiği rivayet”
(İhya, I, 555 vd.) Zeynuddin el Iraki ve İmam Nevevi gibi âlimler tarafından uydurma olarak nitelendirilmiştir.


Mevzu(uydurma) hadisler konusunda çalışması olan Aliyyu’l-Kari de, bu rivayetin uydurma olduğunu belirttikten sonra, Berat Gecesi namazının miladi 1010 (H. 400) yılından sonra Kudüs’te ortaya çıktığını söylemektedir.


Araştırmalar, kandil gecelerinin sonraki dönemlerde ihdas edildiğini ortaya koyuyor.


Miladi 9. (Hicri 3). yüzyılda yaşayan Fakihi, Mekke’de halkın Berat Gecesi’ni Mescid-i Haram’da namaz kılmak, Ka’be’yi tavaf etmek ve Kur’an okumak suretiyle ihya ettiğini söyler. XI. yüzyıldan itibaren Şam’da Emeviler Camii’nde Berat Gecesi’nde kandiller yakılmış, bid’at nitelendirilmesine rağmen bu âdet devam ettirilmiştir.


İbn Kesir, "Halka Berat Gecesi’nde ilk tatlı dağıtan kişi Selçuklu veziri Fahrulmülk’tür.” der.


Bidat;
Hz. Peygamber ve Ashâb-ı Kirâm dönemlerinde görülmeyip onunla amel edilmeyen, hattâ bir benzeri olmayan ve İslâm'dan olmadığı halde sonradan ortaya çıkan , din ile alâkalı olup bir ilâve veya eksiltme mahiyetinde olarak ibâdet kabûl edilen , göze ve akla hoş gelen dua ,kuran okuma , namaz kılma , zikretme , düşünce görüş ve ameller , sünnete aykırı davranışların adet haline getirilmesidir.


Dinde sonradan ortaya çıkan ve hakkında herhangi bir delil bulunmayan bu gibi durumlar hakkında ALLAH Rasulu (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:


"İşlerin en kötüsü sonradan ihdas edilenler / ortaya çıkarılanlardır.”
[ Muslim, Cuma, 43.]


"Sonradan ihdas edilen her şey bid’attir”
[ Nesâi, Îdeyn, 22; İbn Mâce, Mukaddime, 7]


"Her bidat dalalettir, her dalalet de ateştedir.”
[ Muslim, Cuma, 43; Ebu Davud, Sünnet, 6]"


Tabii olarak kimsenin inancına karışmak haddimiz değildir, isteyen istediği şekilde inanmakta ve inancını yaşamakta serbesttir lâkin bir din adına bir şeyler yapılıyorsa mutlak surette yapılanın o dinin hükümleri ve çizgileri içerisinde olması gerekir.


Bu bilgiler ışığında üç aylarınızın (Recep, Şaban, Ramazan) hayırlara vesile olmasını Rabbim'den dilerim...


Selam ve saygılarımla...
Murat ÇALIK








23.04.2015
918






BENZER KONULAR

GULCA'YI UNUTMADIK...UNUTMAYACAĞIZ...

Türk'ün yurdu Doğu Türkistan'da bir Ramazan ayı... Tarih 5 Şubat 1997 Çarşamba... Doğu

04.02.15 KARALAMALAR
ÇAKMAKÇI SAİT ve SÜTÇÜ İMAM (MARAŞ SAVUNMASI)

Mondros anlaşması taksim projesine göre; Antep, Maraş ve Çukurova bölgesi Fransız işgal bölgesi

23.11.14 UNUTULMAYANLAR
14 KASIM DEYİNCE AKLIMA GELENLER...

  14 Kasım deyince aklıma gelenler... Tam 70 sene önce... Bundan tam 70 sene önce

13.11.14 KARALAMALAR
AHMAK! MÜSLÜMANLIK DA TÜRK'ÜN MİLLÎ DİNİDİR!

Ramazan yaklaşıyordu... Gazi ve mahiyetindekiler Dolmabahçe Sarayı'ndaydı. O akşam sofraya

19.10.14 KARALAMALAR
TALKAN ve CURCAN KATLİAMLARI ÜZERİNE

    Son zamanlarda birçok yerde görüyorum;  "Türkler kılıç ile Müslüman oldu,

03.06.16 KARALAMALAR
TANRI İLE ALLAH ARASINDA KALAN NESİL

Bugün Türk'ün, Müslüman'ın bütün sorunları halledilmiş, dünyada artık Türk ve Müslüman kanı

23.06.15 KARALAMALAR
BAŞBUĞ ATATÜRK

  (Bir Türk Milliyetçisi'nin gözü ile TÜRK'ün Başbuğu)   Hep başkalarından dinlediniz.

24.01.16 KARALAMALAR
ATATÜRK ve RAMAZAN AYI

Bu yazıda Atatürk ve Ramazan Ayı hakkında bir şeyler karalamak istedim.  Gerçi her ne kadar

20.06.15 KARALAMALAR
MERAK ETMEK HAKKINDA

Birçok defalar okumuşluğum var,Namazlarda, dualarda, kabirlerde, vefat edenin ardından(*)...v.s

19.09.14 KARALAMALAR
AYASOFYA

Tam 79 yıldır içinde "Allah(c.c) En Büyüktür" Nidâlarını Bekleyen Mâbed;  AYASOFYA ve Müze

18.09.14 KARALAMALAR
Lâiklik Hukuk Kuralı ve Turan Üzerine İstişare

(Lütfen bu karalamayı istişare kabul ediniz) Bu yazımız, kavramlar ve tanımların birbirine girdiği

04.08.15 KARALAMALAR
TÜRKÇÜLER'İN DÜŞMANLARI

"Türkçülük, Türk milletini yükseltmek demektir."Ziya GÖKALP "Türkçü, milli çıkarları şahısların

13.09.14 KARALAMALAR



www.muratcalik.com
ARA