KARAR ZAMANI

KARAR ZAMANI
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
"Ya istiklâl, ya ölüm" mü, yoksa "boşver gitsin be gülüm" mü?
(YAKIN TARİHE TÜRK'ÇE BAKIŞ)

Biliyorum bazılarınız Murat yine uzun yazmış diye serzenişte bulunacaksınız :(

Lâkin başka nasıl anlatabilirdim ki derdimi?

Bunca yıllık karmaşayı, bunca yıllık ihaneti ve gafleti nasıl gözler önüne serebilirdim ki?

İnadın, alışkanlığın, kerhenciliğin ve marka bağımlığının bir milleti felakete sürüklediğini kısaca nasıl anlatabilirdim ki?

Şimdi size dört tarihten ve bir kişiden bahsedeceğim...

Sizden ricam bu dört tarihi yaşayan kişi olduğunuzu düşünerek bu yazıyı okuyun ve sorulara öyle cevap verin, yorumunuzu öyle yapın...

Yazının sonunda yazıyı ve beni ister iyi görün ister kötü ama lütfen bari bu sefer görmezden gelmeyin...

Çünkü bugün karar verme zamanı!

"Ya istiklâl, ya ölüm" mü, yoksa "boşver gitsin be gülüm" mü?

(1)

Yıl 1915… 
Yer Çanakkale….

Bu tarihte Osmanlı Devleti’ne ve başındaki padişah ve halife'ye yürekten bağlı, devletiniz için canınızı bile vermekten çekinmeyecek bir gençsiniz. 

Gavurlar vatanınıza, inancınıza ve istiklalinize göz dikmiş ve topyekün işgal için topraklarınıza gelmişler...

Siz de vatan için din için namus için halife için savaşmış ve gavura geçit vermemişsiniz...

250 Bin can pahasına da olsa düşmanı durdurmuşsunuz ve bu kutlu direnişte gazi olmakla şereflenmişsiniz...

Fakat bu çabalarınız yetmemiş ve düşman vatanınızı işgal etmiş.

Her yerde sefalet ve umutsuzluk hakim.

Padişah halife ise Cuma namazına bile gavurdan izin almadan gidemiyor.

1919 yılına gelindiğinde ise Padişaha ne kadar gönülden bağlı olsanız da, vatanın elden gittiğini ve padişahın bu duruma sessiz kalmasını görmek sizi kahrediyor.

Ama bunca yılık Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye’ye ve başındaki padişah ve halifeye karşı olmak asla aklınıza gelmiyor. 

Zirâ Osmanlı İslam’ın sancaktarıdır, başındaki de kat’i suretle uyulması gereken padişah ve aynı zamanda halifedir.. 

Lâkin bir yerlerde bir yanlış var diyorsunuz içinizden...

Böyle bir devletin başındakiler nasıl olur da İngilizler’in, Fransızlar'ın İtalyanlar'ın ve Yunanlıların yurdumuzun işgâl etmesine kayıtsız kalabilirler sorusunu sormadan edemiyorsunuz... 

Sonrasında Vahideddin’in atadığı İstanbul Hükümeti’nin başı Damat Ferit ve yanındakilerin, İngilizlere iyi davranılması ve hoş geldin deyip vatana girmesine izin verilmesi hakkındaki sözlerini ve halifenin bu duruma da sessiz kaldığını görüyorsunuz. 

Başınıza ağrılar giriyor, halife hücum dese ilk gidecek sizsiniz fakat hücum sözü yok. 

Kaldı ki, İstanbul’da İstanbul Hükümeti yanlıları mitingler yapıyor, halifeye karşı gelinmemesi ve İngilizlerin dostça geldiklerini söyledikleri mitingler…

Tam bu sırada biri çıkıyor. 

Adı Mustafa Kemâl. 

Adını Anafartalardan biliyorsunuz.

Çok tanıdık biri değil ama "vatan diyor, millet diyor, istiklâl” diyor, "İngilizler geldikleri gibi gidecekler” diyor… 

Büyük bir ikilemin içerisindesiniz…

Bir yandan yıllardır gönül verdiğiniz ve İslam sancaktarlığını yaptığına inandığınız "olduğunuz yerde kalın, savaşmayın” diyen Padişah-Halife ve Başbakan Damat Ferit...

Diğer tarafta pek de tanınmamış ama "istiklâl” diyerek "düşmana hücum” diyen Mustafa Kemâl.
 
Bu durumda kalan siz olsanız o gün ne yapardınız?


(2)

Yıl 1944… 
Yer Ankara...

Yaşınız ilerlemiş, Mustafa Kemâl Atatürk ile silah arkadaşlığı yapmış, cepheden cepheye koşarak savaşmış bir gazisiniz. 

29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemâl Atatürk’ün yanında olmuşsunuz bununla beraber Türk Ocaklarına ve aynı zamanda Türk Milliyetçiliği fikriyatı ile kurulmuş Cumhuriyet Halk Partisi’nin de mensupsunuz. 

1923-1938 arası yaşanılan Türk Milliyetçiliği için altın senelerden sonra, 11 Kasım 1938 itibari ile bir şeylerin değiştiğini, Atatürk’ün adının unutturulmaya çalışıldığını, kurucusu olduğunuz ve üzerinde yüzbinlerce şehidin hakkı olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin bir nevi Devlet Partisi konumunda olan CHP’nin, yöneticileri yüzünden Türk Milliyetçiliği’nden gitgide uzaklaştığını görüyorsunuz. 

Çok kızmakta ve üzülmektesiniz fakat yapacak bir şey kalmamış, yollar tıkanmış gibi... 

İçerde kalıp savaşayım Mustafa Kemâl Atatürk’ün fikriyatı Türk Milliyetçiliği’ni partime yani devlet politikasına tekrardan getireyim diye uğraşıyorsunuz. 

Önünüze birçok engel çıkıyor en başta parti yöneticileri ve onların "adamları” tarafından. 

Bu arada böyle yaptığınız için arkadaşlarınızdan bile tepki alıyorsunuz.

Çoğu arkadaşınız, "Mustafa Kemâl öldü artık Mîllî Şef var”, "sorgulama, düşünme, uğraşma…v.s " diye size akıl verip kızıyorlar. 

Tam bu arada Cumhurbaşkanı ve Millî Şef İsmet İnönü’ye ve Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na, kendisine Türkçüyüm diyen ismini pek te bilmediğiniz Hüseyin Nihâl Atsız adında biri bir mektup yazıyor.

Mektupta tam da sizin istediğiniz ve olmasını arzu ettiğiniz şeyler yazılı. 

Fakat partinizin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı, Türkçülük fikriyatının tekrardan devlet politikası olmasını isteyen Hüseyin Nihâl Atsız, Alparslan Türkeş ve arkadaşlarını, "Türkçü-Turancı” oldukları gerekçesi ile hapse attırıp işkence ediyorlar.

Ne kadar garip? 

İçeri atılanların fikriyatı olan Türk Milliyetçiliği bir zamanlar aslında sizin partinizin, Başbakanınızın hatta Cumhurbaşkanınızın da fikriyatı değil miydi?

Nasıl olur da bu sebepten dolayı içeri atılır Türkçüler? 

Şaşkın ve kızgınsınız. 

Aklınıza gazi olduğunuz savaşlar, yanınızdan geçen kurşunlar, kucağınızda şehid olan arkadaşlarınız geliyor.

Bu nasıl olur? 

Türk Milliyetçiliği fikriyatı ile kurulan CHP nasıl olur da, Türk Milliyetçileri’ni , Türkçü diye hapse atıp işkence eder. 

Atatürk değil miydi, "Türklük ve Türkçülük aleyhindr olanları ezeceğiz" diyen?

Mustafa Kemal Atatürk’ün silah arkadaşı olan ve Türk Milliyetçisiyim diyen İsmet İnönü nasıl olur da, Azerbaycanlı kardeşlerimizi, Türk olan soydaşlarımızı Boraltan Köprüsünde kızıl Rusya’ya teslim edip, kurşuna dizilmelerine sebep olur?

Tam bu sırada, size partiden bir telgraf gelir. 

Hapse atılan Türk Milliyetçilerini suçlamak ve hapiste kalmalarını sağlamak adına sizin mahkemede "partinizin” lehine Türkçulerin aleyhine konuşmanızı isterler.

Aklınıza gözünüzü açtığınız Türk Ocağı, yüzbinlerce şehid vererek kurduğunuz Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyetin ilk göz ağrısı Cumhuriyet Halk Partisi ve Atatürk gelir. 

Bu sırada kalbinizden şöyle bir ses yükselir, "aslolan davandır, aslolan Türk Milliyetçiliği’dir”. 

Şimdi nerede duracaksınız? 

İnönü ve CHP'nin yanında mı yoksa vatan diye haykıran Türk Milliyetçileri'nin yanında mı?

Bu durumda kalan siz olsanız o gün ne yapardınız?


(3)

Yıl, 1969… 
Yer, Ankara...

Yaşınız çok ilerledi. 

Artık gözünüzü onda açtığınız, ilk göz ağrınız olan CHP’de sadece üyesiniz. Ama tanınan, bilinen ve sözüne itibar edilen birisiniz. 

Bunca yıllık hayatınızda fikriyatınız olan Türk Milliyetçiliği’nden  gram taviz vermediniz ama kuruluşunda görev aldğınız partiniz her geçen gün başındakilerin söyledikleri ve yaptıklarıyla fikriyatınızdan ve Atatürk'ün yolundan uzaklaşıyor. 

Hayatta iken, Mustafa Kemal Paşa’nın CHP’den başka oluşumlardaki kimselere nasıl da kızdığını biliyorsunuz. 

Belki sizi bu partide tutan Paşa’nın bu bakışı, belki de uğrunda yüzbinlerin şehid olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk partisi olması…

Ama gün geçtikçe işler değişiyor, Türkçülere ağır baskılar var...

Adalet Partisine gitmediniz çünkü ora da farklı değil. 

Bu arada CHP, hem de Türkçülük fikriyatı ile kurulan CHP sosyalizm doğrultusunda gitmeye başlıyor. 

Altı umdeden sanki milliyetçilik atılmış kala kala halkçılık ve laiklik kalmış gibi...

Kafanız karışık.

Tam bu sırada Alparslan Türkeş diye biri çıkıp önce CKMP'de sonra da Milliyetçi Hareket Partisi'nde Türk Milliyetçiliği üzerine siyaset yapıyor. 

Albay Türkeş "derdim Türk Milliyetçiliği, davam Türk Birliği" diyor. 

Ne kadar tanıdık sözler bunlar. 

Yetmiyor bir de Ülkü Ocaklarını kuruyor, amblemi de aynı Türk Ocaklarının amblemi ve Türk'ün sembolü olan Bozkurt. 

Her şey Türk için, Türk’e göre, Türk tarafından diyorlar. 

Biraz kızıyorsunuz...

Atatürk’ün kurduğu CHP ve Türk Ocakları varken bunlar neden çıktı, gelsinler burada yapsınlar Türk Milliyetçiliği’ni diye söyleniyorsunuz.

Bu arada sizin gibi Türkçü fikriyat ile kurulmuş olmaları da kafanızı karıştırmıyor değil.

Bir tarafta kuruluşunda bile bulunduğunuz, Atatürk’ün yâdigarı ama İsmet İnönü tarafından genleri ile oynanmış, Türkçülük davasından her geçen gün daha çok uzaklaşan CHP, 

Bir tarafta da belki %0,01 oy bile alamayacak ama Türkçüyüm diye bas bas bağıran MHP… 

Bu arada sizin gibi Türk Milliyetçisi ve CHP’li arkadaşlarınız hemen bağırmaya başlıyor;

"İhanet hareketidir bunlar”, 

"Türk Milliyetçiliği bizim tapulu malımız”, 

"Türkçülüğün tek çatısı CHP’dir , Atatürk’e ve şehitlere ihanet ediyor bunlar”, 

"Adalet Partisinin ekmeğine yağ sürüyor bunlar, 

"Neden bölüyorlar, alacakları oy kaç"

"Amerikancılara destek olmak için mi böldüler bizi?”, 

"Oraya gidenler haindir, çakaldır” diye bağırıyorlar...

Siz de kendinize sormadan edemiyorsunuz.

İyi de son 31 yıldır Türk Milliyetçiliği’nden uzaklaşmış bir partidekilerin dedikleri mi bunlar?

Siz Atatürk’ten sonraki 31 yıldır Türk Milliyetçiliği için ne yaptınız, Türkçüleri uyutmaktan ve düşmana destek olmaktan başka?

Bir tarafta Türk Milliyetçiliği’nin Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk kalesi, ilk çatısı, uğruna yüzbinlerin şehid olduğu Cumhuriyetin gözbebeği, birçok arkadaşınızın bulunduğu, oyu %30’un üzerindeki ve Atatürk’ün yadigarı CHP,

Bir tarafta derdim davamdır, Türk Milliyetçiliği için varım diyen oyu belki de %1 bile olmayacak MHP…

Karar vermeniz ve seçim yapmanız gerekiyor.

Öyle bir karar öyle bir seçim ki, en yakın dava arkadaşlarınızın bile size "hain” deme ihtimali var.

Bu durumda kalan siz olsanız o gün ne yapardınız?


Gelelim günümüze...

Yıl 2017…

Türk Milliyetçisiyim diyenlerin bazıları...

Türkçülük'ten utanır oldu.
Emanet olana ihanet edildi...
Türkçülük particiliğe yenildi...
Mirasyediler etrafta gezinir oldu...
Türk Düşmanları baş, Türkler "azınlık" oldu...
Dün hain olanlar bugün dost oldu...
Atatürkçüler bölücü dostu oldu, 
Milliyetçiyim diyenler "milliyetçiliği ayaklar altına aldık" diyenlerin yoldaşı oldu...

Ne 6 umde kaldı ne de 9 ışık...

Artık!
Bunca satılmışlığa,
Bunca ihanete,
Bunca rezilliğe,
Bunca münafığa ve mankurta,

Bir DURUŞ gerekti...

Ve binlerce yıldır günümüze gelen DURUŞ'u bugün gösterenler var... 

Emanete sahip çıkıyoruz, mirasyedi değiliz biz diyenler var...

"Biz bu mahallenin çocuklarıyız" diyenler var...

Azerbaycan, Kıbrıs, Türkmenistan, Tebriz, Telafer, Kerkük, Karabağ, Doğu Türkistan, Kırgızistan... v.s gibi coğrafyalara Türk Yurdu diyenler var, 

Parti programında buralarda yaşayan Türkler için bazı "milliyetçiyim" diyenlerin yaptığı gibi "yurt dışı" değil, "Türkiye Dışı Türkler" diyenler var...

"Bizim milliyetçiliğimiz "Vatan sevgisi imandandır” inancını,

 "Ne mutlu Türküm diyene" diyebilmenin gururunu,

 "Varlığımız Türk varlığına armağan olsun" diyebilmenin fedakârlığını yanyana taşıyabilenlerin milliyetçiliğidir." diyenler var...

"DAR GELİYOR" diyenler var...

Bizler istiklâl ve istikbâl için elimizi çözmüş Kurt Kayalar'ız diyenler var...

Ulu Türk'ün "Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.",

Başbuğ'un "Biz politikacı değil, bir davanın takipçileriyiz!..." sözlerini tutacağız diyenler var...

"İki Mustafamız ile sorunu olanlar ile işimiz olmaz" diyenler var...

"Eğer bir yerde dava yoksa, lider ve teşkilât gereksizdir" diyenler var...

"Karar verdik... Büyük Türkistan'ı kuracağız." diyenler var...

"DAVAYA SADAKAT ŞEREFİMİZDİR" deyip, şerefine sahip çıkanlar var...

Milliyetçi Türkiye,
Milliyetçi Azerbaycan,
Milliyetçi Türkmenistan,
Milliyetçi Özbekistan,
Milliyetçi Kırgızistan,
Milliyetçi Kazakistan,
Milliyetçi Kıbrıs...
ve Milliyetçi Türkistan diyecekler var...

Artık Türk'ün üzerinde oyun oynamak isteyenlere; "DUR" diyecek ve gerekeni yapacak,

MİLLİYETÇİ TÜRKİYE PARTİSİ ve TURAN OCAKLARI var....

Bu kut'lu mahallenin, şanlı çocukları...

Artık bu kahpeliğe, bu namertliğe, bu hainliğe, bu mankurtluğa ve münafıklığa;
EL KOYUYORLAR!

ve haykırarak and içiyorlar;

"Şartlar ve bedeli ne olursa olsun Türkistan yolunda göreve hazırız!..."

...

Evet...

"Yine hain diyecekler, 
Yine bölüyorsunuz diyecekler, 
Yine ihanet hareketidir" diyecekler...

Yine taş koymaya çalışacaklar...

Yine ehven-i şer deyip koltuk değnekleriyle kalacağız, sizi kabul etmiyoruz diye çemkirecekler,

Yine görmezden gelecekler,

Yine inat edecekler ve yine markaya bağlanacaklar....

...

Dün gereğini yapmadığımız ve yapacaklarında yanında olmadığımız için milletçe yaşadıklarımız ve ödediğimiz bedeller ortada...

Sahi siz bugün ne yapacaksınız?

"Ya istiklâl, ya ölüm" deyip gereğini yapacakların, bu mahallenin evlatlarının yanında mı olacaksınız,

Yoksa "boş ver gitsin be gülüm" deyip ehven-i şer, inat ve alışkanlıklarınızın peşinden mi gideceksiniz?

Karar sizin...

Fakat bilin ki, kararınızın sonucu milletin istiklâl ve istikbalini belirleyecektir.

Şimdi sorumu sorayım...

Sizin kararınız ne olacak?

Selam ve saygılarımla...
Murat ÇALIK


Not: Yazının ilk yayınlanma tarihi 2013'tür.






04.11.2014
1427






BENZER KONULAR

FULBRİGHT ANLAŞMASI

Türk Millî Eğitimini, Gayrımillî yapan Anlaşma " FULBRİGHT ANLAŞMASI” Osmanlı devletini

27.06.16 NOT DEFTERİM
TÜRK'ÜN DÜNYA NİZÂMI

TÜRK'ÜN DÜNYA NİZÂMI NASIL OLACAK SORUSUNA, "KISACA” BİR CEVAP… Samimiyet + Çalışmak +

11.09.14 KARALAMALAR
KANDAŞLIK HUKUKU

Anadolu Türk'üne... İsrail denen katilin "büyük israil" projesini genciyle yaşlısına aşıladığı, 7

11.09.14 KARALAMALAR
KURT KAYALAR ELLERİNİ ÇÖZDÜLER

  "621 yılında bir yaz gecesi” ... "Atlılar geniş çayırlığa dağılmışlar,

04.11.14 KARALAMALAR
ATATÜRK'Ü NE KADAR TANIYORUZ?

Siz Mustafa Kemâl Atatürk'ü;  Sadece etten ve kemikten bir insan, Sadece Türkiye ile sınırlı

05.11.14 KARALAMALAR
ÖNCELİĞİMİZ

TURAN OCAKLI KURT KAYALAR olarak önceliğimiz; Türk'e, Türk Milleti'ne;  Türk

11.09.14 KARALAMALAR
SİZCE BAĞIMSIZ MIYIZ?

    Üreten bir Millet ;Nasıl tüketen hâline getirilir? 1923 yılında Mustafa Kemal

10.09.14 KARALAMALAR
TÜRKÇÜLER'İN DÜŞMANLARI

"Türkçülük, Türk milletini yükseltmek demektir."Ziya GÖKALP "Türkçü, milli çıkarları şahısların

13.09.14 KARALAMALAR
ÇÖZÜMSE İŞTE ÇÖZÜM!

  Bir süre önce Türk'üm diyenlere, Türk Milliyetçileri'ne, Türkçüyüm Turancıyım diyenlere,

13.09.14 KARALAMALAR
KARŞILIKSIZ AŞK

Belki ikimiz de seviyoruz... Belki ikimiz de kendimize aşık diyoruz... Belki ikimiz de

10.09.14 KARALAMALAR
ELBET BİR GÜN RÜZGAR BU TARAFTAN DA ESECEK!

Millet ancak ve ancak bir törenin etrafında birleşmiş ise Millet olur... O töre ne zaman ki

16.10.14 KARALAMALAR



www.muratcalik.com
ARA