LOZAN NEDİR? NE DEĞİLDİR?

LOZAN NEDİR? NE DEĞİLDİR?Lozan Antlaşması (veya yapıldığı dönem Türkçesi ile Lozan Sulh Muahedenamesi), 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle Birleşik Krallık (İngiltere) , Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya temsilcileri tarafından, Leman gölü kıyısındaki Beau-Rivage Palace'ta imzalanmış barış antlaşmasıdır.
 
Bu antlaşma ile ilgili yakın Türk Tarihi'nde yazılmış olumlu-olumsuz ciltlerce kitap vardır. 
 
23 Temmuz 2016'da "Lozan bu ülkenin tapusudur" diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 29 Eylül 2016'da muhtarlarla yaptığı bir toplantıda "Lozan bir hezimettir" demiş ve ülkenin gündemini bir anda "değiştirmiştir"...

Biz de bu konu üzerine "kısaca" belgelerle değinmek istedik. Zirâ etrafta belgesiz, kulaktan kulağa...v.s o kadar çok bilgi karmaşası var ki...
 
Bu yüzden "Lozan nedir? Ne değildir?" adında bu yazımızı yazdık.
 
İsteriz ki, meraklıları Lozan Antlaşmasını bugünün dillerinden ve gözlerinden değil, belgeli tarih yazıcılarından öğrenirler.
 
LOZAN NEDİR?

1- Lozan Antlaşması 1912-1922 yılları arasındaki 10 yıllık aralıksız süren savaşa son veren antlaşmadır. Bu 10 yıl içerisinde Osmanlı bütün Rumeli'yi (sadece Rumeli'de 170.000 kilometrekare toprak kaybedilmiştir) ve arap illerini kaybetmiştir.
 
2- 15. yy.'ın sonlarından 1923'e kadar tam 224 yıl toprak kaybedilmesi Lozan Antlaşması ile son bulmuştur.
 
3- Lozan Antlaşması, silahlar altında yapılan, İstanbul ve Çanakkale Boğazları müttefik devletleri tarafından işgal altındayken, İstanbul Boğazı'nda İngiliz ve Amerikan, İzmir Limanı'nda da Fransız savaş gemileri demirli iken imzalanan bir antlaşmadır. Antlaşma imzalanmasından biraz önce Atatürk İzmir Limanı'ndaki Fransız savaş gemilerini kovmuştur.
 
4- Lozan Antlaşması sadece üç-dört seneye ait olan hesapların halli ve neticeye bağlanması değil, belki üçyüz-dörtyüz senelik birçok birikmiş ve yoğunlaşmış hesapların görülmesidir.(1)
 
5- Lozan Antlaşması; Sevr Antlaşması'yla Türkiye'ye bırakılmış olan 480.000 kilometrekarelik toprağın(2) bugünkü hâliyle 783.000 kilometrekareye(1939'da Hatay'ın 47.000 kilometrekare ile ana vatana katılmasıyla) çıkarılmasıdır.(3)
 
6- Lozan Antlaşması, Türk Devleti'nin ve Türk Orduları'nın "hazır kıta" olarak izlediği bir antlaşmadır.(4)
 
7- Lozan Antlaşması, Türk tarafının başından sonuna kadar "Tam Bağımsızlık ve Misâk-ı Millî" diye direttiği bir antlaşmadır.(5)
 
8- Lozan Antlaşması, 10-11 Kasım 1918'de İngilizlerin eline geçen ve o günden önce de (Abdülhamit'ten sonra) orada çıkan petrolün çoğunluğunun yabancı sermayede olduğu Musul'un(Atatürk'ün emri ile yapılan Musul Özdemir Harekatı'nın başarısız olması ve sonrasında İngiliz desteği ile çıkan çıkan Naturi ve Şeyh Said isyanları dolayısıyla) İngiliz mandası Irak'a bırakıldığı ve fakat çıkan petrolün %10'unu 25 yıl süreyle almaya hak kazandığı bir anlaşmadır.
 
9- Lozan Antlaşması, 1923 Temmuzu'nda Türkiye'nin o zamanki sınırları içerisinde bulunan bir tek Meis adasının kaybedildiği ve fakat birçok işgal altındaki toprağın da geri kazanıldığı (Karaağaç, Gökçeada, Bozcaada...v.s) bir antlaşmadır.
 
10- Lozan, 224 yıldır toprak kaybeden ve 1918'de resmi olarak işgal edilen Osmanlı Devleti'nin parçalanarak yeni vücut meydana getirdiği Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusu ve kuruluş senedidir.(6)
 
11- Lozan Antlaşması, bazı eksikleri olsa da, "gayet mantıklı ve onurlu bir uzlaşmadır"...(7)
 
12- Lozan Antlaşması, 18. y.y'ın yarısından bu yana Batı karşısında diplomatik alanda eşit muamele görmeyen Türkiye'nin savaşta olduğu gibi masa başında da Batı'ya "eşitliğini" kabul etttirdiği bir manifestodur.(8)
 
13- Lozan Antlaşması, I. Dünya Savaşı'ndan sonra imzalandığı hâlde hâlâ geçerli olan tek antlaşmadır.
 
14- "Lozan Antlaşması, önsözünde 'İstiklâl Savaşı', girişinde 'Mudanya Mütarekesi' yazan, sonsözü ise 'Bağımsız Türkiye' olan dünyanın en uzun süreli kalıcı barış antlaşmasıdır.(9)
 
15- Lozan Antlaşması, sadece kendisi ile değerlendirilebilecek bir antlaşma değildir. Lozan Antlaşmasının anlaşılması için o günün konjuktürü, Lozan'dan önceki Türk Milleti'ne dayatılan Sevr'de ne olduğu, o günlerde şimdiki Türkiye'nin ne kadarının işgal altında olduğu, Atatürk'ün Lozan'a giderken heyet baş delegesi İsmet İnönü'ye yazdırdığı 14 maddenin ne olduğu ve bu maddelerden kaçında başarılı olunduğu, aynı şekilde İngilizler tarafından müttefiklere sunulan 11 maddelik İngiliz Muhtırası'nın ne olduğu ve bu muhtırada ne kadar başarılı olunduğu iyi bilinmelidir.(10)
 
 
LOZAN NE DEĞİLDİR?
 
1- Lozan Antlaşması, İngilizler'in çok sevindiği ve zafer olarak adlandırdığı bir antlaşma DEĞİLDİR.

Öyle ki, İngiliz Sir Andrew Ryan'ın "Lozan'da onursuz bir barış imzaladık. Bu İngiltere'nin şimdiye dek imzaladığı antlaşmaların en uğursuzu ve en kötüsüdür." sözü,

Lloyd George'ın, "Bu antlaşma uygarlığın başarısızlığıdır. Her şey sona erince İsmet'in gülümsemesine şaşmamalıdır." sözü,

ABD'nin eski İstanbul Büyükelçisi Mortgenthau'nun, "Türkler kendi güçlerinden çok, müttefiklerin kendi arasındaki anlaşmazlıklardan yararlanarak öne sürdükleri koşulları kabul ettirmeyi başarmışlardır. Bu antlaşmayla Hristiyan medeniyeti çarmıha gerilmiştir" sözü...

gibi sözler bile İngilizler'in ve müttefiklerin gözünde Lozan Antlaşması'nın ne olduğunu göstermektedir. (11)
 
2- Lozan antlaşması 100 yıl geçerli bir antlaşma DEĞİLDİR ve gizli maddeleri YOKTUR.
Bütün herkesin ulaşabileceği Lozan Antlaşması'nın 143 maddesinin hiçbirinde, eklerinde, protokollerinde ve dahi sözleşmelerinde bu antlaşmanın süreli olduğunu gösteren bir bilgi yoktur. Eğer süreli olsa mutlak ya maddelerinde ya da eklerinde belirtilmeliydi. Evet Lozan antlaşmasını bazı sözleşme ve açıklamaları 5-7 yıl arasında sürelidir lâkin bunlar Lozan Antlaşmasının eklerinde belirtilmiş "özel" maddelerdir, antlaşmanın tamamıyla alakalı değildir ve demin yazdığım gibi 5-7 yıllıktır. 
 
Bununla beraber Lozan'a eleştirel gözle bakan Taha Akyol gibiler bile Lozan'ın 100 yıllık olduğu sözünün asılsız bir yalan olduğunu yazmışlardır.(12)
 
Lozan antlaşmasının gizli madde ve protokolleri olmadığını merhum Turgut Özakman kaynakçada vereceğim kitabında belgeleriyle ispat etmiş ve püsküllü fesliye belgeli cevap vermiştir.(13)
 
 
3- Batı Trakya'yı, Ege Adaları'nı ve 12 Ada'yı Lozan Antlaşması'yla KAYBETMEDİK. 
 
1912 Balkan Savaşı'nda yunanistan tarafından işgal edilen Ege Adaları'nı Osmanlı Devleti 30 Mayıs 1913 tarihindeki Londra Antlaşması'yla ve 14 Kasım 1913 tarihli Atina Antlaşması'yla Lozan'dan tam 10 sene önce yunanistan'a bırakarak fiilen kaybetmiştir. (14)
 
12 Ada ise 1911 yılında Trablusgarp Savaşı sırasında İtalyanlar tarafından işgal edilmiş, Osmanlı Devleti İtalya ile imzaladığı 18 Ekim 1912 tarihli Uşi Antlaşmasıyla Balkan savaşı bitene kadar "geçici" olarak İtalya'ya bırakmıştır/bıraktırılmıştır. Lozan Antlaşması'ndan 11 sene önceki Uşi Antlaşaması'yla fiilen elden çıkan 12 adalar, 1. Dünya Savaşı ile hukuken de kaybedilmiştir.(15)
 
Bununla beraber Türkiye Lozan Antlaşması ile SADECE Meis Adası'nı kaybetmiştir. (Madde 15) 
 
Ve fakat işgal altındaki İmroz (Gökçeada), Bozcaada, Tavşan Adaları ile Asya kıyısıdan 3 milden az uzakta bulunan bütün ada ve kayalıkları geri almış, yunanistan'a bırakılan adaların askerden ve silahtan arındırılmasını da başarmıştır. (Madde 12,13 ve Ek; XV) (16)
 
Lozan Antlaşması'na giderken bahsedilen yerler yaklaşık 10 yıldır İngiltere, Fransa, İtalya ve yunanistan gibi müttefik devletlerinin işgali altındadır.
 
Belki burada "Peki Antlaşmada neden geri alınmadı bu yerler?.." diye bir soru akla gelebilir. Bu soruyu sorandan Lozan'a giderken Türkiye'nin eski başkenti İstanbul'un ve birçok yerinin işgal altında olduğunu, Türk Milleti'nin son 200 yıldır süren savaşlardan çok yorgun ve bitik olduğunu düşünmesini rica ederim.
 
4- Lozan Antlaşması "Hilafetin Kaldırılması Şartı ile Onaylanmıştır" sözü YALANDIR.
 
20 Kasım 1922'de başlayan Lozan Konferansı, kapitülasyonlar ve Musul gibi önemli konuların çözümsüzlüğü nedeniyle 4 Şubat 1923'te kesintiye uğramış, 23 Nisan 1923'te tekrar başlayan Lozan Konferansı 24 Temmuz 1923'te antlaşmanın imzalanmasıyla bitmiştir.
 
Lozan Antlaşması, Türkiye ve yunanistan için karşılıklı çözüm bekleyen öncelikli sorunları nedeniyle hemen onaylanmış, İngiltere ve Fransa ise Türkiye üzerindeki eski ayrıcalıklarını kaybedip(kapitülasyonlar..v.s), üstüne bir de "bağımsız" Türkiye Cumhuriyeti'ni antlaşmayı onaylamakla tanımak zorunda kalacakları için ellerinden geldiğince onaylanmasını geciktirmişlerdir.
 
Geciktirmelerinin bir sebebi de, Lozan'dan sonra Cumhuriyetin ilan edilmesi ve bu ilandan sonra Atatürk'e muhalif olanların başarılı olması ihtimalinin göz ardı edilmemesidir.

Yine Lozan'a eleştirel bakan Taha Akyol'un;
"İngiltere'nin Lozan Antlaşması'nın hilafetin kaldırılması şartıyla onaylandığı hatta hilafeti kaldırmayı Ankara'nın Lozan'da gizlice taahhüt ettiğini ileri sürenler vardır. Fakat bu yorumların bir BELGESİ YOKTUR."(17)... sözü ve sömürge, işgal halindeki bütün Müslüman ülkelerinin bağımsızlıklarına hilafetin ilgasından sonra kavuşmaları zannediyorum yine püsküllü fesliye ibret verici bir cevap olacaktır.
 
5- Lozan Antlaşması ile İngiltere ve Fransa gibi devletlere petrollerimizi ve madenlerimizi çıkarmama ve işlememe sözü VERMEDİK!
 
Bütün herkesin ulaşabileceği Lozan Antlaşması'nın 143 maddesinin hiçbirinde, eklerinde, protokollerinde ve dahi sözleşmelerinde böyle bir madde YOKTUR!
 
Hatta ve hatta Lozan Antlaşması ile kapitülasyonları kaldırıp tam bağımsız olan Türkiye Cumhuriyeti'nde petrol ve maden politikası 1950'lere kadar "millî" niteliktedir.(18)
 
Osmanlı petrolleri Abdülhamit döneminden Cumhuriyet dönemine kadar Alman, İngiliz, Fransız petrol şirketleriyle, padişahın kontrolündedir.
 
Osmanlı maden politikası ise maden imtiyazı bulunan yabancıların ayrıcalıklı durumlarını daha da arttırarak, tekelciliğe neden olmuş ve fakat devlet gelirlerinde önemli bir artış olmamıştır.(19)
 
Cumhuriyet döneminde ise; 24 Mart 1926 tarihli 792 sayılı "Petrol Kanunu" 1. maddesiyle, "TC Devleti içinde bütün petrol dahil tüm madenlerin işletilmesi DEVLETE AİTTİR" denilerek Osmanlı döneminde yabancı oyuncağı olan petrol ve madenler devletleştirilmiştir.
 
20 Mayıs 1933'te "Altın ve Petrol Arama ve İşletme İdaresi", 20 Haziran 1935'te Maden Teknik Arama Enstitüsü(MTA) kurularak devlet adına petrol ve maden çıkarımına ve işlenmesine başlanmıştır.
 
1923-1954 arasında Türkiye'de devlet tarafından 37 arama, 7 tespit, 13 üretim, 19 test olmak üzere 76 kuyu açılmış, 76 km.den fazla sondaj yapılmış ve 95.000 ton üzerinde petrol üretilmiştir. Aynı zamanda MTA'da 1935-1954 yılları arasında 150.000 ton sadece linyit üretmiştir.
 
Burada kısaca değindiğim 1923-1954 yılları arasındaki petrol ve maden çıkarılması ve işlenmesi hakkında daha fazla bilgiyi petrol için Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi internet adresinden, maden için de maden.org.tr'den bulabilirsiniz.
 
Atatürk'ün "millî" petrol ve maden politikası; Adnan Menderes'in başında olduğu DP Hükümeti'nin 12 Kasım 1952'deki "her türlü petrol faaaliyetini yabancı şirketlerin yatırımlarına" açması ve sonrasındaki 1954 yılında ABD'li uzmanlarca 6326 sayılı "Petrol Kanunu"nun çıkmasıyla yerle bir olmuştur!
 
Yani püsküllü feslinin dediği gibi, Lozan Antlaşmasıyla değil, 1954'teki Petrol Kanunu ile kendi petrol ve madenimizi kendimiz işleyemez olduk...


SONUÇ OLARAK;
 
Tarih yazılırken ve yorumlanırken o günün şartlarına, o günün bakış açısına sahip olmadan yazılır veya yorumlanırsa üzerine de belgesiz kulaktan dolma yalanlar eklenirse, doğal olarak bir ülkenin cumhurbaşkanı da üç ay önce "devletin tapusudur" dediği bir antlaşmaya bugün "hezimettir" diyebilir...
 
Bu tür durumlar ancak okumayan, araştırmayan, merak etmeyen ve önüne ne konursa konsun sorgulamadan yiyen memleketlerde olur...
 
Bizim memleketimiz Türk Memleketi, insanımız da Türk Milleti'dir...
 
Bizim milletimize tarihinden bihaber olmak yakışmaz!
 
Evet gelelim Lozan meselesine...

Lozan Antlaşması'nın eksikleri var mıdır? Vardır, olabilir...
Lozan Antlaşması daha iyi olabilir miydi? Belki olabilirdi...

Lozan Antlaşması hezimet miydi? İşte orada dur bakalım!
 
Eski başkentin ve birçok toprağın işgal altındayken, 200 yıldır toprak kaybediyor, savaşıyor ve ölüyorken, harap ve bitkin bir vaziyetteyken yaptığın bir antlaşmada TAPUNU alabiliyorsan öyle bir gücün, öyle bir liderliğin varsa gel o zaman konuşalım...

Yoksa 1921'den beridir Türk toprağı sayılan Süleyman Şah Türbesi'ni (ki burayı da Türk Vatanı saydıran yine Atatürk'tür) işid denen çapulcudan korkarak kaçıran dolayısıyla Türk Toprağını işid denen çapulculara bırakanın, 
 
Bütün dünyaya ve düzenli ordulara sahip düşmanlara kafa tutup, İstiklâl Savaşı'nı kazanmış bir ekibin yaptığı antlaşmayı eleştirmesi akıl kârı olmasa gerek!

Saygılarımla...
Murat ÇALIK

 
...
 
 
Kaynakça:
 
(1) Bilal Şimşir, Lozan Günlüğü, Ankara, 2012, s. 152
(2) Anastasius Pallis, Yunanlılar'ın Anadolu Macerası, 1915-1922, İstanbul, 1997, s. 49
(3) Taha Akyol, Bilinmeyen Lozan, İstanbul, 2014
(4) Bilal Şimşir, Lozan Günlüğü, ankara, 2012, s. 409-445-453
(5) Bilal Şimşir, Lozan Günlüğü, ankara, 2012, s. 573-574
(6) Taha Akyol, Bilinmeyen Lozan, İstanbul, 2014, s- 315
(7) İlber Ortaylı, Türkiye'nin Yakın Tarihi, İstanbul, 2010, s. 178
(8) Sinan Meydan, Panzehir, İstanbul, 2015, s. 519
(9) Sinan Meydan, Panzehir, İstanbul, 2015, s. 523
(10) Seha Meray, İngiliz Belgeleriyle Sevr'den Lozan'a,
(11) Salahi R. Sonyel, Gizli Belgelerle Lozan Konferansı'nın Perde Arkası, Ankara 2014, s. 190
(12) Taha Akyol, Bilinmeyen Lozan, İstanbul, 2014, s. 324
(13) Turgut Özakman, Vahdettin, Mustafa Kemal ve Millî mücadele, Ankara, 2007, s. 592-599 arası
(14) Rifat Uçarol, Siyasi Tarihi, İstanbul, 1995, s. 441
(15) Rifat Uçarol, Siyasi Tarihi, İstanbul, 1995, s. 428-430
(16) İsmail Soysal, Türkiye'nin Siyasi Antlaşmaları, C:1
(17) Taha Akyol, Bilinmeyen Lozan, İstanbul, 2014, s. 306
(18) Sinan Meydan, Panzehir, İstanbul, 2015, s. 511
(19) Uğur Selçuk Akalın, "Tükiye'nin Petrol Politikalarına Bir Bakış",






30.09.2016
4357






BENZER KONULAR

OTUZ ALTI ETNİK UNSUR

Zamanın Başbakanı şimdinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son 13 yıldır söylediği, Mhp Genel

16.08.16 KARALAMALAR
KURTULUŞUN İLACI

KURTULUŞUN İLACI(*) Girdi fitne vatana, kahreyledi milleti, Aktı oluk oluk kan, gördük

26.07.16 ŞİİRLER
BİR GARABET DAVA

Dünyanın süper gücü olarak adlandırılan ABD'de, Amerika Devleti'ne iftira atmak ve Amerika Devleti

27.05.16 KARALAMALAR
ALPARSLAN TÜRKEŞ ve BAŞKANLIK SİSTEMİ

Özellikle son 5 aydır Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönetme işlevini tek elde toplayıp böylece

24.05.15 KARALAMALAR
GÖNLÜMÜZDEKİ TÜRKİSTAN

Sadece Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan Turancıyım diyenler Turan kurulduğu zaman nasıl bir yönetimi

07.01.15 KARALAMALAR
YURTTA SULH YOKSA, CİHANDA SULH GEREKSİZDİR!

Yıl: 2015... Ülke: Türkiye Bir ülkede devletin icra organı hükümet, hak, adalet ve emniyet

09.01.15 KARALAMALAR
BİR BEDDUA ÜZERİNE

  Aşağıda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin katkıları ile;  Ön sözünü Cumhurbaşkanı

28.05.16 KARALAMALAR
KİNLİ ŞEF

Türk Milliyetçiliği fikriyatına gönül vermiş ve  yaşam biçimi hâline getirmiş bizler için

26.11.14 NOT DEFTERİM
ATATÜRK

  1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’nde doğdu. Babası Ali Rıza

12.11.14 UNUTULMAYANLAR
KALK UYAN! YOKSA ARDI HİCRÂNDIR!

Türk'ün var olduğundan bu güne, Türk'e düşmanlar ve bu düşmanların işbirlikçisi hainler ve

05.11.14 KARALAMALAR
Türk İstiklal Savaşı ve Amerika

Türk Gençliğine, ilkokul eğitiminden başlayarak üniversite eğitiminin sonuna kadar gördüğü bütün

23.09.14 KARALAMALAR
Lâiklik Hukuk Kuralı ve Turan Üzerine İstişare

(Lütfen bu karalamayı istişare kabul ediniz) Bu yazımız, kavramlar ve tanımların birbirine girdiği

04.08.15 KARALAMALAR



www.muratcalik.com
ARA