ÇOLPAN KİMDİR?

"Şairleri haykırmayan bir millet, Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuğa benzer." Mehmet Emin Yurdakul


Çoban Yıldızı, kılavuzdur; ıssız bozkırlarda yolunu bulamayanlar için… Parlak ışığıyla yön tayin eder; yol gösterir. Ve Çoban Yıldızı’na pek çok Türk budunu "Çolpan”der…

İşte Abdülhamit Süleyman Çolpan da, adı gibi yol gösterdi yaşadığı sürece bütün Türklere.

Çolpan, 1897 yılında Özbekeli’nin Fergana Vilâyetine bağlı Andican kentinde doğdu. Öğrenimini doğduğu kentte gördü. Edebiyata meraklıydı. Şiiri çok seviyordu. Mir Ali Şir Nevâî ve Babûr’ün eserleriyle beslendi. Genç yaşında, millî değerlerle bezeli düşüncesini, şiir tezgâhında ustaca dokudu.

1917-1918 yıllarında Orenburg’da "Vakit” Gazetesi’nde çalışırken Başkurt Millî Hükümeti’nin de sekreterlik görevini de yürüttü. Bu yıllarda daha bir olgunlaştı. Sovyetler’de egemen millet Ruslar’ın vaat ettiği sözde "hürriyet”in hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini ilk sezenlerden oldu.

Çolpan, yaklaşmakta olan felaketi çok iyi sezmişti. Orenburg’da duramadı. Ülkesine döndü. Yapacağı çok şey vardı… Adı: ÇOLPAN’dı! Ve Çolpan yol, yön göstermiyor muydu? O halde, milletin içine girmeli; halka yol göstermeliydi… Öyle de yaptı!

Halka vurulan çelik prangaları şiirin yıldırımlarıyla parçalamak için yazdı. Yazdı. Yazdı!

Halkı gibi düşünüyor; şiirini halkın seveceği tarzda yazıyordu. Bıkmadan, usanmadan çalışıyordu. Şiirin dışında hikâyeler, oyunlar kaleme alıyordu. Halkını bilgilendirmek için, Hintli Şair Rabindramanth Tagore’un Puşkin’in şiirlerini, Gorki’nin Ana’sını, Shakspeare’in Hamlet’ini Özbek Türkçesine çeviriyordu…

Kullandığı dil sade, şiir tekniği özgündü. Çolpan’ı herkes zevkle okuyordu. Baskıcı rejimin temsilcileri bile Çolpan’ın sanat gücüne hayran kalıyorlardı. Ne var ki, Çolpan bir rejim şairi değildi! Aksine o, halkını şiirin güçlü kanatlarına bindiriyor, özgür göklerde dolaştırıyordu. Sovyet rejiminin masalları karşısında o, katı, saf gerçeklere işaret ediyordu.

Çolpan rejim için tehlikeliydi!

Halkın sevgilisi Çolpan’ı susturmanın yollarını aradılar… Önce "rejimin sözcüsü bir şair” yapmak için çok gayret gösterdiler. Yapılan her öneriyi Özbekeli’nin bu kahraman evlâdı, elinin tersiyle itti.

Çolpan korkmuyordu. Atası Mete Han korkmamıştı, atası Özbek Han korkmamıştı; o da korkmuyordu!

İnatla yazmaya devam etti!

Aydınlar Çolpan konusunda ikiye ayrıldılar. Rejime sadık aydınlar "Çolpan susturulmalı” diyorlardı! Rejime sadık görünenler ise: "Hayır, Çolpan halkını seven bir şair. Bizleri onun politik düşünceleri değil, onun sanatı ilgilendirir” diyorlardı.

1926 ve 1927 yılı bu tartışmalarla geçti…

Çolpan’ın sanatına hayran olan ve daha sonra aynı çileleri çeken şairlerden Aybek, 1927 yılında, şöyle diyordu:

"Biz edebiyat dehâsı Çolpan’ın seviyoruz. Biz Çolpan’dan onun, bugünkü zaman edebiyatının taleplerine hizmet etmediği için vazgeçebilecek miyiz? Fikrimce biz buna muktedir değiliz. Biz, Rus yoldaşlarımıza bakarsak, onların Puşkin’i sevdiğini görürüz. Puşkin’in eserlerini her bir Rus komünisti, komsomolu ve aydını okuyor. Onun Rus edebiyatında şerefli bir yeri vardır. Puşkin proleter şairi değildi. Aksine feodal ve aristokrat şairi idi. Onunda gâyeleri zamanımız isteklerine uymuyor. Bu öyle olmasına rağmen ne sebepten onu hepsi seviyor? Çünkü Puşkin güzel eserler yaratmış. Biz de Çolpan’dan ellerimizi çekmeyeceğiz. Çolpan bizim edebiyatımıza yeni şekil getirdi. Genç nesil onun şiir san’atını, açık dilini, çekici uslûbunu seviyor… Çolpan’ın ideolojisini değil, belki onun yarattığı şairce ifâdelerini okuyor, bu sebepten hiç kimse ondan vazgeçmeyecektir”

Çolpan’ ı sevenlerin bu içten düşünceleri, Rus kontrollü Sovyet rejiminin Çolpan’a düşman olmasına sebep oldu. Sekiz defa hapsedildi. Hapishanede de yazdı. Hapisten her çıkışında kutlu ülküsüne kaldığı yerden devam etti.

Karar: kesin ve açıktı:

Çolpan rejim için bir tehlikeydi…

O, öldürülmeliydi!

Nitekim, 1938 yılında Türk Milleti’nin ÇOLPAN’ı kurşuna dizildi…

Şehit edilişinden 19 yıl sonra; 1957 yılında Çolpan’ın medeni hukuk yönünden suçsuz olduğu kabul edildi. Ancak eserlerinin basılmasına izin verilmedi.

Çolpan, bütün Türk dünyasının ışıklı yıldızıdır. Ölümünden sonra şiirleri dilden dile, gönülden gönüle aktarıldı. O büyük şair, rejimin sözde hürriyetlerinden Türk budunlarının hiçbir zaman yararlanmadığı bir şiirinde şöyle anlatıyordu:

” Külgen başkalardır, yığlayan menmen Oynagan başkalardır, inlegen menmen Erk erteklerini eşitgen başka Kulluk koşugunu tinlegen menmen”

Çolpan, o karanlık rejimde parlak bir yıldız gibi doğdu Türk gönüllere. Ve Çolpan, Türklüğün sonsuza kadar parlayacak yıldızıdır!

Biz, dünyadaki bütün Türkler, Tanrı göstermesin, karanlık günlerde onun ışığıyla yol bulacağız.

O korkusuz, alp şairin anısı önünde hangi Türk saygıyla eğilmez ki?

O şehide binlerce selâm!

Ey ulu Tanrı’m n’ola şimdi Çolpan sağ olsaydı? Görseydi, özgür Özbekeli’ni, Kırgızeli’ni, Türkmeneli’ni, Kazakeli’ni, Azerbaycan’ ı.

Ve biz biliyoruz ki; kâinat varoldukça Çolpan yıldızı varolacak!

Ve biz biliyoruz ki; Türklüğe zincir vurmak isteyenler kahrolacak!

Huzur içinde yat kahraman Çolpan!..

Sizler huzur içinde yatın: ABDULLAH RAUF FİTRET… MAŞRIK YUNUS ELBEK… MAHMUD MAKSUD (BATU)… ABDULLAH KADİRİ (CULKUNBAY)… MİR YAKUB DULAT… MAĞCAN CUMABAY… KASIM TUNISTAN…

Ve daha nice, ÇOLPAN’ ın kaderini paylaşan yiğitler..

Siz ey şehitler!

​​
 
Bilin ki, boşa akmadı kanınız. Bu günkü, hür Türk ellerinin varlığını sizler sağladınız; soylu direnişinizle; canınızla, kanınızla!

Sizler…
 
Çolpan’lar, Cumabay’lar, Elbek’ler…
Ah bir görseniz şimdi. Türkeli’ni!
Bayraklar çekiliyor; Bakü’de, Bişkek’de, Astana’da, Taşkent’te, Aşkabad’da; hürce, gönlünüzce!

Bütün Türk Budunları kardeşçe günlerce "Merhaba!” diyor Ruhlarınız şad olsun!
 
Berat ASA

 
 






10.09.2014
1500






BENZER KONULAR

ŞEHRİYAR

Güneş kaybolmuş, akşamın sessizliği yavaş yavaş çöküyordu Tebriz’in üstüne. Caddelerdeki ayak

10.09.14 UNUTULMAYANLAR
MAĞCAN CUMABAYEV

MAĞCAN CUMABAYEV 25 Haziran 1893 de Kuzey Kazakistan’ın Bulaev kasabasında dünyaya gelen Mağjan

10.09.14 UNUTULMAYANLAR
BİZLER VAR OLACAĞIZ SADUN AĞAM

BİZLER VAR OLACAĞIZ SADUN AĞAM! Yine düştü gönlüme bir od, Yanıyor için için... Duydum ki bir

11.09.14 UNUTULMAYANLAR
İSİMLER Mİ? FİKİRLER Mİ?

Ben TÜRK MİLLETİ'ni seviyorum ve elimden geldiği kadarıyla Türklüğü yükseltmek için çalışıyorum.

21.09.16 KARALAMALAR
RÜYA

Dün gece bir rüya gördüm... Rüyamda bir sınıfın içindeydim yanımda milyonlarca nur yüzlü kimseler

10.09.14 KARALAMALAR
TÜRK CİHAN HAKİMİYETİ NEDEN ÖNEMLİ?

  Her ne kadar uzak ülkümüz diye, Turan (Büyük Türkistan) yani dünyadaki bütün Türklerin bir

03.11.14 KARALAMALAR
NE DEDİLER?

TÜRK'ün BAŞBUĞ, BOZKURT MUSTAFA KEMAL ATATÜRK HAKKINDA NE DEDİLER? Fransız Başbakanı, 1921

10.09.14 UNUTULMAYANLAR
TÜRKÇÜLÜK VE SİYASET

Türkçülük bir ülkü, siyaset ise iktidara geçme taktiğidir. Bu sebeple bir ana inanç ve ana düşünce

10.09.14 KARALAMALAR
TÜRKLER ve TÜRKİYE ADI ÜZERİNE

Türkler M.Ö. 2000 yılından daha eski çağlarda, Orta Asya'da Sayan-Altay dağlarının kuzeybatı

10.09.14 KARALAMALAR
BİR MİLLÎ DESTAN YAZICISI HASAN BASRİ GOCUL HOCA

  Zannediyorum birçok kimse bu ismi ilk defa duyuyordur.Bir kısmı da, belki "hey gidi hey"

22.06.16 UNUTULMAYANLAR
KUT'LU YÜRÜYÜŞ

  Bir gün gelecek; Kut'lu bir yürüyüş için düşeceğim yollara... Sabah ezanıyla uyanacağım

04.11.14 KARALAMALAR
TÜRKİSTAN TERİMİ, COĞRAFİ ve SİYASİ SINIRI

Türkistan kavramını veya sınırlarını anlamak için genel kabul gören şekliyle "Türk Dünyası”

11.09.14 KARALAMALAR



www.muratcalik.com
ARA